Heide'nin katilleri kimdi

Friedrich Merz'in aslında geleneksel bir başlangıç kutlamasından öte anlamı olmayan Federal Meclis'teki başbakanlık oylamasında ancak ikinci turda seçilmesinin, hem kendisinin hem de yeni hükümetin özgüvenini zedeleyecek kalıcı etkileri olacak. Almanya demokrasi tarihinde Federal Meclis'te ilk kez yaşanan bu beklenmedik aksama, yeni hükümetin ne tür bir kaygan zemin üzerine kurulduğuna dair de fikir verdi.

Yeni hükümetin koalisyon ortakları Hıristiyan Birlik Partileri (CDUCSU) ve Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD) 630 milletvekili olan Federal Meclis'de 328 milletvekiline sahip. Merz'in resmen başbakan olabilmesi için ''başbakanlık çoğunluğu (Kanzlermehrheit)'' olarak nitelendirilen 316 oyu alması gerekiyordu fakat birinci turda ancak 310 oy alabildi. Kim oldukları, koalisyonun hangi kanadına ait oldukları ve motivasyonlarının ne olabileceği konusunda bilgi bulunmayan 18 milletvekili kendi başbakan adaylarına oy vermedi. Kamuoyu "Heide'nin katilleri" dejavusu yaşadı.

Tarihe geçecek mini siyasi kriz de bu noktada başladı. Gerçi yasalar başbakanın ilk turda seçilememesi durumunda 14 gün içinde seçiminin istenildiği kadar tekrar edilmesine izin veriyordu ancak ikinci turun ne zaman yapılacağı ve ikinci turda da başbakanlık çoğunluğu rakamına ulaşılıp ulaşılamayacağından kimse emin değildi.

Federal Meclis tarihinde böylesi bir kriz yaşanmamış olmakla birlikte eyalet parlamentolarında siyaset tarihi açısından dramatik bir Heide Simonis örneği var. Schleswig-Holstein eyaletinin başbakanı Heide Simonis 2005 yılında normalde yeterli çoğunluğa sahip koalisyon ortaklarıyla girdiği oylamada kendisini eyalet başbakanı yapacak çoğunluğu sağlayamadı. Dört tur sonunda da çoğunluk sağlanamayınca Simonis bir daha aday olmadı. Simonis'e oy vermeyen milletvekilleri Heide-Mörder (Heide'nin katilleri) olarak anıldı. Ancak "Heide'nin katilleri" bugüne kadar bulunamadı. Federal Meclis mensupları ilk tur şoku sonrasında bu olayı hatırlamış olmalılar.

Hükümet tarafı ikinci seçimin aynı gün yapılması kararı aldı fakat bunun için iç tüzükte bir değişiklik gerekiyordu. Aşırı sağcı AfD (Almanya için Alternatif partisi) hariç meclisteki tüm partiler (Koalisyon ortakları, Sol Parti ve Yeşiller) ortak bir önergeyle tüzük değişikliğin gerçekleştirdi. AfD, önerge dışında bırakılmakla birlikte değişiklik için lehte oy verdi. Aynı gün yapılan ikinci seçimde ise Merz 325 oy alarak (yine 3 kayıp var) başbakan seçildi. İki tur arasında olan bitenler, alınan kararlar, endişeler, muhtemel tehditler ve girilen riskler hakkında bilgiler şimdilik sınırlı. Ancak önümüzdeki günlerde konu hakkında çok daha ilginç ayrıntıların geleceği kesin.

Merz'e ilk turda oy vermeyen milletvekilleri hakkında henüz bilgi bulunmuyor. Koalisyonun iki ortağı da (Aslında üç. Hristiyan Birlik Partileri, CDU ve sadece Bavyera eyaletinde faaliyet gösteren CSU olmak üzere iki ayrı partiden oluşuyor) hayırcıların kendilerinden olmadığını söylüyor. Gizli hayırcıların birlikte mi hareket ettiği yoksa tesadüfen mi böyle bir sonucun ortaya çıktığı da henüz bir muamma.

Söz konusu milletvekillerinin motivasyonları konusunda da farklı tahminler var. Öne çıkan birinci tahmine göre yeni hükümette görev alamayan ya da istedikleri kişilerin görev almamasına kızan milletvekilleri hayır oyu verdi. Diğer iddia ise koalisyon programından memnun kalmayan milletvekillerinin hayır oyu vermesi. Ancak hayır oyu veren milletvekillerinin yeni hükümeti düşürmek için değil bir ders vermek amacıyla hayır oyu verdiği tahmin ediliyor. Bu kişiler de yüksek ihtimalle Heide'nin katilleri gibi hiçbir zaman tespit edilemeyecek.

İlk tur krizinde dikkati çeken bir diğer nokta ise AfD'nin yaşanan bu zafiyeti kendi siyasi başarılarıymış gibi sunmaya çalışması oldu. Partinin birçok milletvekili Merz'in ilk turda seçilememesini adeta kendi zaferleri gibi kutlarken