"Çip savaşları"

En gelişmiş yapay zeka uygulamaları ve algoritmaların gücü günün sonunda yüksek işlem kabiliyetine sahip çiplerin sunduğu imkanlarla sınırlı. Teknoloji alanında merkezi öneme sahip çipler ABD ve Çin arasındaki rekabette 1970'li yıllardan beri belirleyici rol oynuyor. Çipler üzerinde aslında gizli bir global nüfuz, etkinlik ve hakimiyet savaşı sürüyor.

Çiplerin keşfi ve gelişimi 1940'lı yıllardan başlarken, yüksek işlem kabiliyetine sahip çiplerin başta savunma sanayi olmak üzere ekonomide geniş şekilde kullanılmaya başlanması 1970'li yıllara tekabül ediyor. Gelişme günümüzde o kadar devasa boyutlara ulaştı ki, dünyadaki gayri safi milli hasılanın büyük bir çoğunluğu çiplere bağımlı üretim aracılığı elde ediliyor.

ABD'nin global düzeyde sahip olduğu askeri, ekonomik ve siyasi öncülüğün merkezinde yarı iletken çipler olduğunu söylemek abartılı olmaz. Vietnam savaşıyla Asya'da prestij ve etkinlik kaybı yaşayan ABD, Asya'daki nüfuz ve etkinliğini çip üretimi sayesinde yeniden tesis etti. Silikon Vadisi merkezli çip üreticileri 1970'li yıllarda üretimlerini Asya'ya kaydırdı. Malezya, Tayvan, Singapur ve Filipinlere kadar farklı ülkelerde ABD kökenli çip üretim merkezleri kuruldu. Bu ülkelerdeki çip üretim merkezi haritaları ABD'nin bölgedeki askeri üslerinin haritaları ile nerdeyse birebir eşleşiyor.

Çip üretimi bu ülkelerin ekonomi ve toplumsal yapısını temelden değiştirdi. Örneğin 1970-80 arasında Malezya nüfusunun yüzde15'i çip sanayisinde çalışmak üzere köylerden kentlere göç etti. Çip üretimi muhtemelen Asya'nın ''batılılaşmasının'' en önemli dinamiği oldu.

Japonya, Güney Kore, Tayvan ABD'nin bu stratejik hamlesini akıllıca değerlendirmeyi başaran ülkeler oldu. Bu ülkeler eğitim programları uygulayarak, ihracatı arttırabilmek için para birimlerinin değerinin düşük tutarak ve ithal çiplere yüksek gümrük vergisi koyarak tedbirler aldı. Böylece çip üretiminde, başka ülkelerde olmayan temel beceriler ve uzmanlıklar geliştirmeyi başardılar. Dikkati çeken nokta şu ki bu ülkelerin kazanımları ancak Silikon Vadisi ile işbirliği yapmaları ile mümkün oldu. Merkezinde Silikon Vadisi'nin bulunduğu global üretim ağına dahil olmadan çip üretiminde önemli bir aktör olmanın imkanı yok.

Gordon Moore ünlü tezinde çiplerdeki transistör sayısının her iki yılda bir iki katına çıkacağından söz ettiyse de, bu teze Moor Yasası adını veren kişi çip teknolojisinin öncülerinden Carver Mead adındaki başka bir vizyoner. Mead çiplerin yaşamı nedenli değiştireceğini 1972 yılında makalesinde şu şekilde dile getiriyordu '' Toplumsal yaşamın her boyutu bir şekilde otomatikleşecek. Telefonlarımızın içinde, çamaşır makinalarımızda, ya da otomobillerimizde mini bilgisayarlar olacak..bilgi işlemesinde bir patlamanın eşiğindeyiz , hesaplama kapasitesinin bolluğu içinde yüzüyoruz..'' 1972 yılından bugünü görmek herhalde bu olsa gerek.

Gordon Moore ise 1973'de o dönemde yaygın öğrenci hareketlerine gönderme yaparak ''Dünyadaki gerçek devrimciler biziz. Birkaç yıl önce dersleri boykot eden uzun saçlı ve sakallı tipler değil'' diyerek, o yıllarda insanların anlamakta güçlü çektiği yarı iletken inovasanyonlarının önemini anlatmaya çalışıyordu.

Bugün global çip rekabetinin ABD'nin yanında önemli bir aktörü ise Çin. Çin rekabete sıfırdan başladı dense yeridir Çin'de 1979 yılında toplam 1500 bilgisayar bulunuyordu ve Çip üretimi yoktu. Dünyanın diğer kısmı teknolojik bir devrim yaşıyordu. Çinliler bu teknolojik devrimi ve bu devrimin ana motorunun çipler olduğunu kolay kavradı.

Google Çin'in eski yönetim kurulu başkanı Kai Fu Le'ye göre Çin dünyanın iki yapay zeka gücünden birisi. Çin YZ ile ülkede otorite ve kontrol tesis ediyor. Uygur Türkleri başta olmak üzere azınlıkları sürekli takip ediyor. Ancak bu kontrol mekanizmasının merkezinde İntel ve Nvidia'nın ürettiği çipler bulunuyor. Çin'in varlığını dayandırdığı otoriter yönetim üslubu ABD kökenli çipler sayesinde mümkün oluyor.

Çin ithal ettiği ürünler arasında en yüksek kalemi çipler oluşturuyor. 2017 yılında çip ithali iç in 260 milyar dolar ödeyen Çin her yönüyle ABD tarafından oluşturulan ve domine edilen global çip üretim ağına bağımlı. Elbette Çin bu bağımlıktan kurtulmaya çalışıyor. Öte yandan Güney Kore'nin ihracatının yüzde 15'i, Singapur'un ihracatının yüzde 17'si, Malezya'nın ihracının yüzde 19'u, Filipinlerin ihracının yüzde 21'i ve Tayvan'ın ihracatının tam olarak yüzde 36'sı yarı iletken çiplerden. Bu ülkelerin en büyük müşterisi ise Çin. Bu rakamlar bölgedeki jeo stratejik mücadelenin arka planı hakkında da önemli bir perspektif sunuyor.

Çin'in çip rekabetindeki en önemli aktörü Huawei. Huawei'in en yüksek teknolojiye sahip çipleri üretim aşamasına geldiği yönündeki iddialar henüz kesin olarak ispatlanmış değil. Ancak 1987 yılında kurulan bu teknoloji devinin sadece yıllık AR-GE masrafları 15 milyar dolar. Huawei, Daha 1999 yılında toplam cirosu 1 milyar dolar bile değilken IBM danışmanlarına 50 milyon dolar ödemiş. Hauwei'in bir dünya devi olmasında hiç şüphesiz yaptığı AR-GE çalışmalarının belirleyici bir rolü var. Çin devleti de bu projeye büyük destek veriyor. Wall Street Journal'in bir haberine göre Çin devleti Huawei'ya çeşitli kalemler altında 75 milyar dolar yardım etti.