Üniversite eğitimi 3 yıl olsa kıyamet mi kopar

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) 2025 itibariyle "3 yıllık üniversite eğitimi / erken mezuniyet" modelini resmen destekleyen bir görüş benimsediğini açıkladı. YÖK Başkanı Erol Özvar'ın açıklamasına göre, eğer öğrenci "başarılı ve istekliyse", lisans eğitimini 4 yıl yerine 3 yılda tamamlayabilme yolu açılıyor.

Bu model "zorunlu değil, seçenek" olarak planlanıyor; yani her öğrenci değil, yalnızca kriterleri karşılayan ve süreci istikrarlı götüren öğrenciler bu haktan faydalanacak. YÖK, müfredatın "hafifletileceğini" değil; "daha verimli, sadeleştirilmiş ve amaçları netleşmiş bir içerikle" aynı kazanımların sağlanacağını söylüyor. Ders sayısının azaltılması, kredi sistemi düzenlemesi, yaz okulu/üst ders alma gibi esnekliklerle bu modelin hayata geçeceği planlanıyor. Amaç olarak: eğitim sistemini "daha verimli, esnek, pratik deneyim ve araştırmayla erken buluşturan", mezuniyet sonrası işgücüne geçişi hızlandıran, uluslararası standartlarla uyumlu bir yükseköğretim sistemi kurgusu gösteriliyor

NEDEN BÖYLE BİR KARAR ALINDI

Bazı öğrencilerin tüm dersleri başarıyla ve zamanında geçmesi, gerektiğinde yaz okulunda ya da yaz döneminde üst sınıf dersleri alabilmesiyle eğitimini 3 yıllık bir sürede tamamlayabilecek.

Üniversite eğitiminin salt teorik bilgilerle değil, çağın gereksinimlerine göre "uygulama, proje, araştırma, iş dünyasıyla entegrasyon" gibi alanlarla yeniden tanımlanması ve bu sayede mezunların hem akademik hem de profesyonel hayata hazırlanması.

Türkiye'nin yükseköğretim sistemini uluslararası örneklere yaklaştırmak bir diğer hedef. Avrupa'da birçok ülkede lisans eğitiminin 3 yıl olduğu varsayılarak, YÖK bu yönde bir alternatif getirilmesi gerektiğini anladı ve bunu hayata geçirme kararı aldı.

KİMLER ÜÇ YILDA MEZUN OLABİLECEK

YÖK, 3 yıllık sistemin herkese açık olmayacağını net biçimde belirtti. Gerekli şartlar şöyle:

Öğrencinin genel not ortalamasının yeterli olması,Ders tekrarı yapmamış olması,Gerekli AKTS / kredi yükünü 3 yıl içinde tamamlayabilmesi,Ders planlarının uygun olması — yani programın yapısı ve içeriği bu esnek programa elverişli olmalı. Özellikle "teorik ağırlıklı" bölümlerin bu modelden daha çok yararlanabileceği, "uygulamalı, staj-laboratuvar yoğun" bölümlerde bu modelin sınırlı olabileceği ihtimali konuşuluyor.

YÖK, bu modelin "yakında" — önümüzdeki akademik dönemde — pilot ve gönüllü temelde başlayacağını duyurdu. Reform programı kapsamında "2026'dan itibaren" yaygınlaşabileceği ifade edildi.

Ne güzel ki YÖK artık "3 yıllık üniversite eğitimi" fikrini bir seçenek olarak ciddi biçimde sahiplendi. Bu başlangıçta "başarılı ve istekli öğrenciler için alternatif bir yol" olarak görülüyor. Hedef: Hem sistemi daha verimli hale getirmek hem mezunları iş hayatına daha hızlı hazırlamak, hem de uluslararası standartlarla uyumlu biçimde yeniden dizayn etmek.

KARŞI ÇIKANLAR DA VAR

Türkiye'de üniversite eğitiminin 3 yıla düşürülmesi fikri her gündeme geldiğinde adeta bir korku senaryosu yazılıyor. "Eğitim biter", "kalite düşer", "gençler yüzeysel yetişir" gibi düşünceler havada uçuşuyor. Oysa belki de alışkanlıklarımızı değil, cesaretimizi sorgulamamız gereken bir noktadayız. Çünkü dünya değişiyor ve eğitim de bu değişime ayak uydurmak zorunda.

Artık bilgiye ulaşmak eskisi kadar zor değil. Eskiden üniversiteler bilginin tek kaynağıydı; bugün internet, yapay zekâ, çevrim içi kütüphaneler ve açık ders platformlarıyla bilgi birkaç tık uzağımızda. Bugün üniversitelerin hepsi kötü bir Google olmuş durumda. Verdikleri bilgilerin kat ve katı Google'da veya Amazon'dan alacağınız kitaplarda var. Böyle bir dünyada "4 yıl boyunca aynı kalıpta eğitim" ne kadar güncel bir model Belki de süreyi kısaltmak, sistemi zayıflatmak değil; aksine daha dinamik hale getirmek anlamına geliyor.

Üniversite eğitiminin 3 yıla düşmesi demek, eğitimin kalitesinden mutlaka taviz verileceği anlamına gelmiyor. Doğru planlanmış bir müfredatla, gereksiz tekrarların ayıklandığı, teorinin uygulamayla iç içe geçtiği bir modelle 3 yıl oldukça yeterli olabilir. Bugün birçok bölümde derslerin bir kısmı yıllardır değiştirilmeden tekrar ediliyor. Oysa modern bir revizyonla içerik yoğunlaştırılabilir, daha verimli hale getirilebilir.

Bir de gençlerin ruh halini düşünelim. Türkiye'de milyonlarca genç 22–23 yaşına kadar yalnızca "öğrenci" kimliğiyle hayata hazırlanıyor. Oysa hayat ertelenmiyor. Üç yılda mezun olmak demek, gençlerin hayata bir yıl daha erken dokunması demek. Daha erken iş deneyimi, daha erken girişimcilik, daha erken üretim. Bu bir kayıp değil aksine çok ciddi bir kazanç.

Bu model ayrıca ekonomik açıdan da oldukça rasyonel. Aileler için bir yıllık ekstra üniversite masrafı ciddi bir yük. Barınma, ulaşım, yemek, kitap derken büyük bir maliyet ortaya çıkıyor. Aynı durum devlet bütçesi için de geçerli. Bu kaynakların bir kısmı laboratuvarlara, araştırmaya ve nitelikli akademik kadrolara aktarılabilir. Yani "süre azalınca kalite düşer" değil, tam tersine "doğru kullanılırsa kalite artar" denklemi kurulabilir.

Elbette her bölüm için aynı model uygun olmayabilir. Tıp, diş hekimliği, mühendislik gibi ağır uygulama gerektiren alanlarda daha farklı hibrit sistemler geliştirilebilir. Ancak sosyal bilimler, iletişim, işletme, iktisat gibi alanlarda 3 yıllık güçlü bir lisans eğitimi neden mümkün olmasın

Üç yıllık üniversite eğitimine karşı olanların endişe ve korkusu nedir Belki de onların korkuları üç yılın yetersizliği değil; değişime karşı olan korkularıdır. Türkiye'de ne zaman reform denilse "kaybetmek" odaklı düşünülür. Oysa bu model doğru uygulanırsa gençler kazanır, aileler kazanır, ülke kazanır. Kısaca kimse bir şey kaybetmez.

Şu soruyu sormanın zamanı gelmedi bence: "4 yıllık üniversite eğitimi çok mu kutsal yoksa biz onu yıllardır sadece alışkanlık olduğu için mi savunuyoruz" Belki de üniversiteyi kısaltmak değil, üniversiteyi yeniden tanımlamak asıl ihtiyacımız olan şeydir.

Bu konuda genel olarak baktığımda gerek aileler gerekse gençler üniversite eğitiminin üç yıla düşmesini istiyor. Elbette karşı görüşler de var. Bu iki tarafında görüşlerine şöyle bir göz atalım: