"Armut piş ağzıma düş! Ama şimdi öyle bir hayat yok"

Sıla, albümünü yapay zeka ve hızlı para kazanma çılgınlığının ortasında tamamladığını söylüyor: peki emek ve disiplin gerçekten başarı garantisi midir, yoksa talentin ve şansın buluştuğu an değil midir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Müzisyen Sıla, yeni albümü hakkında konuşurken, albüm yapmanın önemini, müzisyenlerin işbirliğinin gücünü ve yapay zekanın rolünü tartışıyor; temel iddiası, disiplini ve emek kültürünün azaldığı ve hızlı kazanç arzusunun arttığı bir dönemde, sanat ve müziğin bu değerlerle ayakta kalması gerektiğidir. Ancak yapay zekanın yardımcı aracı olarak kullanılabileceğini söylemesi, insan yaratıcılığının sınırlarını nerede çizdiğini açık bırakıyor, değil mi?

Müzik dünyasında az sayıda markalaşmayı başaran solist var. Markalaşarak kendisini, farklı konumlandıran Sıla 'Kafa Yüksek Kalp Kırıcı" adlı albümünü yayınladı. Sıla albümü ve hayata dair görüşlerini bizimle paylaştı:

"HEP ALBÜM YAPACAĞIM"

Dinleyicim benden her daim albüm istiyor, bunun çok farkındayım. Ben de kendimden albüm bekliyorum, bunun da farkındayım. Yanlış anımsamıyorsam 2022 yılında çıktı son albümüm. Sonrasında hep teklilerle devam ettim. Dört sene tekliler devam etti bunu birazcık da tüketim sebepli yapıyoruz. Emeklerimiz çöpe gitmesin diye yapıyoruz bu teklileri. Ama tekliler ne dinleyiciyi kesiyor ne bizi kesiyor açıkçası. Dolayısıyla ben her zaman albüm yapan biri olarak kalacağım bence. Yani hedefim hep albüm yönünde olacak. Belki yine bundan sonra teklifler olur ama yine albüm sürecine gireceğimi zannediyorum. Ben de böyle olmasını seviyorum.

"ALBÜM İSMİNİ DOĞUM GÜNÜMDE BULDUM"

17 Haziran benim doğum günüm. O günün sabahında iki üç satır yazmışım. Sonra arşivimi tararken notlarımın arasında bir satırda "Kafa yüksek kalp kırıcı" notunu çekip çıkardım. Aslında kafa yüksek kalp kırıcı bir cümle içindeydi. Sonra bana çok çarpıcı geldiğini fark edince güvendiğim, inandığım arkadaşlarıma ve takımıma tabii ki "bu albüm ismi olur diye düşünüyorum" deyip fısıldadım onların kulaklarına. Herkese çok çarpıcı geldiğini duyunca oradan devam ettik ve albüm ismi "Kafa Yüksek Kalp Kırıcı" oldu. Bütün şarkılar zaten bitmişti. Neredeyse miks aşamasına gelmiştik ve bir bütün olarak da iyi bir başlık olduğunu düşündüm. Kafası yüksek olanın kalbi zaten biraz fazladan kırık olur. Malum biraz onun da işareti, biraz güç göstergesi, biraz kırılganlık ibaresi. Aslında bunu böyle yaşayan bence çok fazla insan var. Tabii onlar için tatlı bir başucu başlığı ve albümü olacaktır diye düşünüyorum.

"KENDİMİ ŞANSLI SAYIYORUM"

Ben açıkçası aslında hayallerin de bir yere varabilmiş biriyim ve kendimi şanslı sayıyorum her zaman. Bu anlamda büyük cümleler kurmayı seviyordum. Bu çocukluğumda da böyleydi. İlk gençliğimde de böyleydi, Kenan'la (Kenan Doğulu) çalıştığım süre içinde de böyleydi. Hep aslında arzu ettiğim şey şuydu: Bir müziğimin olması ve bir ifade olması. Kendi şarkılarımı yazmak ve kendi şarkılarımla aslında kendi fikirlerimi, sesimi duyurmak asıl amacım. Bunu başarmış olmak benim için tabii ki müthiş bir duygu ve tabii ki sağlığım el verdiğince de bu yolda ilerleyeceğim. Disiplinli olmak, sebat etmek, diretmek ve çalışmaya devam etmek, gelişimi durdurmamak, kendini donatmaya devam etmek. Bunlar başarılı olmak için çok önemli şeyler.

MÜZİSYENLERİN HEPSİ ŞARKILARI HİSSETTİ

Aranjörlerin hayallerine karışmayı sevmem. İlk başta fikir vermeyi de sevmem. "Siz ne hissediyorsunuz Önce bir yapın ondan sonra üstüne konuşalım" derim. Çünkü benim hiç aklıma gelmeyecek çok uçuk bir fikirle de karşılaşabilirim. Bu albümde Cenk Erdoğan süpervizörü albümün yarenlik ettik. Benim çok eski okul arkadaşım zaten kendisi. Çok da iyi bir müzisyen olduğunu zaten burada ifade etmeme gerek yoktur. Dünya çapında bir müzisyen zaten. Beraber kafa yorduk, kafa patlattık aslında ve genel sound aslında biz belirledik. Dört aranjör var albümde ama ağırlıklı olarak Cenk'in düzenlemeleri var. Onun dışında da garip bir şekilde herkes aynı ateşin etrafında toplandı. Bence bu konuşulmadan bunun bir araya gelmesi de bence çok özel bir durum. Evet hissetti bence herkes şarkıları. Ben hep şey derim. Şarkılara hizmet ediyoruz. Yani şarkı neyse şarkının düzenlemesi de şarkıcılığı da çalınacak enstrüman. Enstrümanın bakış açısı da aslında şarkıya hizmet etmelidir. Her zaman böyle olmalıdır bence. O anlamda iyi kafa kafaya verdik bütün müzisyen arkadaşlarımla.

"ATEŞLE OYNAMA DÜETİNİN BAŞARISINI BENDE BEKLEMİYORDUM"

Erol Bey (Erol Evgin) bana bir düet albüm yapmak istediği için telefon açtığında ben Almanya'da turnedeydim ve karayolunu hiç unutmuyorum. Arabadan konuşmuştuk. Ben "Albümde olmaktan tabii ki onur duyarım. Erol Bey, elbette çok isterim" dedim. "Bana" dedim "lütfen repertuvar yollarsanız ben bir bakayım ne var ne yok filan" dedim. Bana repertuvar yolladı. Ben repertuvara baktım ve bir anda Erol Evgin'e telefon açtım. "Erol Bey "Ateşle Oynama Yok" repertuvarda ama ateşle oynamaya nasıl bakarsınız" dedim. Erol Bey dedi ki "Aklına nereden geldi Biz bunu hiç düşünmemiştik olur yapalım hadi" falan dedi. İskender'i aradım, İskender Paydaş yaptı onun düzenlemesini. O da çok güzel bir düzenleme yaptı ve şarkının hakkını verdi. Albüm yayınlanınca acayip bir şey oldu bir anda. Bu kadarını inan ben de ummuyordum. Bence Erol Bey de ummuyordu, İskender de ummuyordu, Sezen de ummuyordu. Bence hakikaten şarkı çok başka bir yere taşındı.

"YAPAY ZEKA İNSANIN YERİNİ ALAMAZ"

Yapay zeka bir mesleği tüketmeye çalışan, onlara saldıran bir şey gibi. Ben şöyle değerlendiriyorum. Her şeyi kötüsüyle değerlendirmemek lazım onu. Yani işi bilen biri, onu yönetmeyi bilen biri, iyi bir müzisyen, iyi bir aranjör, iyi bir prodüktör pekala bunu referans olarak kullanarak, demosuyla, maketiyle pekala çok güzel bir iş çıkartabilir. Çıkartabilir ama bilen biri. Yani şundan bahsetmiyorum anahtar sözcüklerle oraya kopyalı şeyler yazan, şurası şöyle olsun, bu bunun yazdığı gibi olsun, öyle olsun falan. O zaman o kötücül bir düşünce olur. Yani oraya sapmazsak yapay zeka bize yardımcı olabilir. Ama ona saptık mı zaten aynılaşıyor bir yerden sonra. Eskiden kulağımıza yapay zeka ile üretilen şarkıları o kadar seçmiyordu ama dinledikçe yapay zekayı anlamaya başlıyorsunuz ve bu yapay zeka diyorsunuz. Bir de insanın yerini tutma ihtimali çok zor.