İstanbul'da bir kadının bir yılda 300 kez doktora gittiği ortaya çıktı.
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, bu anormal durumun nedenini merak edip kadına aramış.
Güner şöyle diyor: "Teyzemiz 'Alışkanlığım böyle' dedi. Hastaneleri sosyalleşme aracı olarak da kullanıyorlar.
Bir yılda 365 gün var. Aynı gün içinde 3-4 yere gitmiş olması gerekiyor.
İhtiyacı olan hastalar, bu tür durumlar nedeniyle hizmete ulaşmakta sıkıntı çekiyor.''
Bence teyzemiz Guinness Dünya Rekorları kitabına başvurmalı.
Bir yıl cumartesi ve pazar günleri toplamda 104 gün ediyor.
Resmi ve dini bayramlar, arife günleri ve yılbaşı dahil olmak üzere bir yılda, eğer bayramlar uzatılmazsa genelde toplam 15,5 gün resmi tatil bulunuyor.
365 günde 300 kez doktora gitmek nasıl bir motivasyondur
Bütün bir yılınızı hastaneye gitmek için planlasanız bile gerçekleşmesi zor bir hadise.
Ücretsiz sağlık sistemini bu örnekte olduğu gibi suiistimal eden birçok yaşlı var!
İşinden zar-zor izin alıp, yılda belki bir-iki kez doktora gidebilecek insanlar, canları sıkıldıkça hastaneyi giden yaşlılar yüzünden hastane randevusu alamıyor!
Sağlık Bakanlığı'na bir önerim olacak; MHRS sisteminde algoritma değişikliği yapılıp yılda bir-iki kez gerçekten ihtiyacı olduğunda hastaneye gidenlere randevu önceliği tanınmalı!
Sosyalleşmek için hastaneye gidenlere de daha az randevu verilmeli. Evet, randevu alamazlarsa bu sefer de hastaneye gidip numara alıp, randevu boşluklarında yine doktorları meşgul ediyorlar ya da ilaç yazdırmaya Acil Servis'e gidiyorlar!
Yani canı sıkılan yaşlılar her şekilde hastane sistemini sabote ediyorlar ama bunun bir çözümü olmalı!
Gerekirse para cezası uygulanmalı.
***
İHTİYAR DELİKANLI
Edin Dzeko, Bosna Hersek ile Dünya Kupası'na katılmaya hak kazandıktan sonra Schalke ile de Bundesliga'ya yükseldi.
22 Ocak'ta Schalke'ye transfer olan 40 yaşındaki kurt oyuncu, ligde çıktığı dokuz maçta altı gol ve üç asiste imza attı.
Hemen akla; Fenerbahçe'de kalsaydı ne olurdu sorusu geliyor
Bütün bir sezonu kaldıramazdı ama kritik maçlarda sonradan oyuna girip katkı sağlayabilirdi.
***
GALATASARAY ŞAMPİYONLUĞU HEDİYE EDER Mİ
Galatasaray, Fenerbahçe'yi yendikten sonra şampiyonluk kutlamalarına başlamıştı ama hiçbir maç oynanmadan kazanılmıyor.
Ve futbol rehavete kapılmayı affetmiyor!
Samsunspor karşısında bir puan bile GS için yeterliydi ama 4-1 gibi ağır bir yenilgi alındı.
GS, cumartesi küme düşme potasındaki Antalyaspor ile evinde karşılaşacak ve son hafta Antalyaspor kadar olmasa da küme düşme tehlikesi yaşayan Kasımpaşa ile deplasmanda oynayacak.
Dün bu yazıyı yazdığım sırada Antalya- Alanyaspor ve Kasımpaşa-Kocaelispor maçları henüz oynanmamıştı.
Bu maçların sonucu da Galatasaray'ı dolaylı yoldan ilgilendiriyor.
Elbette FB de, cumartesi günü ligde dokuzunculuk gibi rahat bir pozisyonda olan Konyaspor'u deplasmanda ve son hafta evinde yine küme düşme potasında olan Eyüpspor'u yenmesi gerekiyor.
GS yedi puan (şu an fark dört puan+ikili averaj üstünlüğü) öndeyken şampiyonluğu verirse futbol tarihinde eşine az rastlanan bir sürpriz yaşanır.
Tahminime göre stresli bir mücadelenin sonunda GS cumartesi günü kendi seyircisi önünde şampiyonluğu kutlar.
FB'nin iki başkan ve iki teknik direktör gördüğü kaotik bir sezonda az da olsa hâlâ şampiyonluk şansını sürdürmesi bile başarı.
FB'yi asıl zora sokan Sadettin Saran'ın gözaltına alınması ve sonrasında yaşanan hakem skandallarıyla ilgili sesini çıkarmaması ve ocakta takımın golcüsüz kalmasıydı.
Saran'ın sadece sekiz ay başkan kalıp, takımı golcüsüz bırakıp, seçim kararı alıp sonra da aday olmayacağını açıklayarak kendini rezil etmesinin bir nedeni olmalı
***

6