Hollywood Sineması'nda uzun yıllar siyahi, Uzakdoğulu, Arap vs. beyaz ırktan olmayan insanlar senaryolarda yer bulmadı.
Sonra bu ırkçı yaklaşım yıkıldı, iyi de oldu.
Artık bir filmde mutlaka siyahi, Orta Doğulu, Uzak Doğulu vs. her ırktan karaktere yer veriliyor.
Geçmişi değiştiremeyiz ama günümüzde ırklar arasında denge kurmak güzel bir gelişme ama bu tercih son dönemde abartılı boyuta ulaştı!
Bunun son örneğini Christopher Nolan'ın Homeros'un antik Yunan destanından uyarladığı 17 Temmuz'da vizyona girecek 'Odysseia' filminde göreceğiz.
Uğruna iki ulusun büyük bir savaşa girdikleri güzeller güzeli Truvalı Helen'i Oscar ödüllü siyahi oyuncu Lupita Nyong'o canlandıracak.
Nyong'o müthiş bir oyuncu ve çok güzel ama sarışın değil!
Aslına bakarsanız bir Akdeniz kadını olan Truvalı Helen'in tarih boyunca beyaz tenli, altın sarısı saçlı, koyu mavi gözlü bir İzlandalı güzel gibi tasvir edilmesi de ne kadar doğru, tartışılır!
Koyu mavi gözlü, tam sarışın, beyaz bir Akdeniz kadınına az rastlarsınız!
Aynı tartışma birçok tarihi figür için geçerli.
Örneğin Hazreti İsa, Ortaçağ ve Rönesans döneminden beri hep beyaz tenli, uzun kumral saçlı, sakallı ve uzun boylu olarak tasvir edildi.
Hazreti İsa'nın Beytüllahim'de doğup, çocuk yaşta Nasıra'ya taşındığı biliniyor.
Yani Hz. İsa Orta Doğuluların yaşadığı bölgede doğup, büyüdü.
Uzmanlar da Hazreti İsa'nın Batılı Hıristiyanların tasvir ettiğinde daha esmer, gözleri kahverengi, saçı-sakalı kısa, siyah ve dağınık olduğunu tahmin ediyor.
Muhtemelen Truvalı Helen de efsanelerde bahsedildiği kadar saf sarışın değildi ama biz onun sarışın olmasına alıştık.
Orijinal hikayede beyaz tenli, sarı saçlı Elf karakterini yeni 'Yüzüklerin Efendisi' dizisinde siyahi bir oyuncunun canlandırması daha absürt bir örnekti ve çok tartışma yaratmıştı. Nolan da muhtemelen film vizyona girmeden çok konuşulsun diye Helen'i siyahi bir oyuncuya oynatmış olabilir. Peki, tarihi figürlerin alışılmışın dışında tasvir edilmesi akımı nereye kadar devam edecek
Bir gün Muhammed Ali'yi George Clooney, Napolyon'u da Denzel Washington oynarsa hiç şaşırmayın!
***
NENE Mİ, SANE Mİ
Çoğunuz Sane daha iyi diyecektir ama istatistikler farklı konuşuyor.
Süper Lig'de Sane 18 maçta altı gol, üç asist yaptı.
Skora katkı yüzdesi 21.
Nene ise 14 maçta beş gol ve beş asiste imza attı. Skora katkı yüzdesi 28.
Nene ayrıca üç penaltı yaptırdı ve oyunda kalma süresi Sane'ye göre daha az.
Elbette Sane'nin kariyeri daha görkemli ama Nene de gelecek vaat ediyor.
Üstelik Nene çoğu maçta kendi mevkiinde oynamadı.
Bence iki futbolcu arasındaki en büyük fark algı yönetimi.
Galatasaraylı taraftarlar futbolcularına daha pozitif yaklaşıyorlar.
Fenerbahçeliler ise daha negatif, en küçük hatada ya da skor katkı olmayınca futbolcuları hakkında daha olumsuz konuşuyorlar.
Elbette bunda bir türlü gelmeyen şampiyonluğun yarattığı stres de var.
Asıl önemli faktör ise Fenerbahçeli yorumcusu diye geçinenlerin negatif söylemlerle daha çok etkileşim almaları!
***
FAZLA UYKU DEPOLANIR MI
Bazı günler fazla uyumanın uyku depolama gibi bir etkisi olup olmadığı yıllardır tartışılıyor. BBC'deki habere göre; 2009'da Utah Devlet Üniversitesi'nde bir grup asker üzerinde yapılan deneylerde 24 asker ikiye ayrıldı. Bir hafta boyunca bir grup günde yedi saat, diğerleri ise günde 10 saat uyutuldu.
Sonraki hafta askerlerin yalnızca üçer saat uyumasına izin verildi ve üçüncü hafta da sekizer saat uyku düzenine geçildi.
İlk hafta üçer saat daha fazla uyku depolamasına izin verilenlerin, ikinci haftada daha ayık ve daha odaklı oldukları ortaya çıktı.
2023 yılında da başka bir araştırmada buna benzer bir sonuç elde edildi. Yine de bazı araştırmacılar, daha sonra kullanmak için uyku depolamanın mümkün olmadığını söylüyor.

7