Tarihin en şanssız genç kuşağı

İnsanlar eskiye göre daha stresli ve öfkeli mi yoksa gelişen teknolojiyle birlikte şiddet haberleriyle daha sık mı karşılaşıyoruz
"Nerede o eski huzurlu, mutlu insanlar" söylemi doğru mu yoksa ruhsal sorunlar çağımızın genel problemi mi
Ünlü tıp dergisi The Lancet'te yayımlanan, dünya çapında binlerce araştırmacının katkı sunduğu yeni araştırmaya göre, 2023 yılı itibarıyla yaklaşık 1,2 milyar insan ruhsal bozukluklarla yaşamını sürdürüyor.

1990'dan bu yana küresel ölçekte ruhsal hastalık yükü tam yüzde 95,5 artmış.
Bitmedi, 1990'a kıyasla anksiyete vakalarında yüzde 158, depresyon vakalarında ise yüzde 131 artış yaşandı.
Asıl endişe etmemiz gereken veri ise ruhsal hastalık yükünün en yoğun görüldüğü yaş grubunun artık 15-19 yaş aralığı olduğunun ortaya çıkması.
Uzmanlara göre bu tarihte ilk kez görülen bir durum. Eskiden ruhsal hastalık yükü en çok orta yaş grubunda görülüyordu.
Ben bir yetişkin olarak artık Z Kuşağı ile ilgili yakınmıyorum. Bence onlar tarihin en şanssız genç kuşağı!
Zaten kapitalist sistem sürekli büyüme ve bireysel performans baskısı yaratarak insanların ruhsal sağlığını tehdit ediyordu.
Sistemin bu yükü yetmezmiş gibi bir de artan ekonomik krizler, savaşlar, siyasi istikrarsızlıklar, sosyal izolasyon vs. en çok gençlerin ruh sağlığını bozuyor!
8 milyarlık dünya nüfusunun 1,2 milyarının ruhsal bozukluklarla yaşıyor olması korkunç!

EN YAYGIN MAĞDURİYET

TÜİK'in "Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması 2025" sonuçlarına göre en yaygın mağduriyetin yüzde 4,6 ile cinsel olmayan taciz olduğu ortaya çıktı.
Bilişim suçları yüzde 3,5 ile ikinci, tüketici dolandırıcılığı yüzde 2,8 ile üçüncü sırada yer aldı.
Ancak suç mağduriyetinin resmi makamlara bildirilme oranları incelendiğinde en düşük bildirim oranları yüzde 5,1 ile rüşvet, yüzde 11 ile cinsel taciz ve yüzde 14,7 ile cinsel olmayan taciz suçlarında kaydedildi.
Cinsel tacizlerde kişisel güvenlik, baskı görmemek ve mağdur olsa da kendini deşifre etmeme isteği ön planda olduğu için, resmi makamlara büyük oranda bildirilmiyor.
Öyleyse en yaygın olan cinsel mağduriyetin yüzde 4,6 oranından çok daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz.
Kadınları şiddet, taciz vs. saldırılardan korumada yeni kanunlar çıkarıldı, KADES gibi faydalı sistemler geliştirildi.
Ancak son rakamlar, cinsel tacizi sadece yasa çıkararak ya da güvenlik tedbirlerini artırarak önleyemeyeceğimizi gösteriyor.
Bu sorunun sosyolojik boyutları da var.
Çocuklarımızı ergenlikten itibaren kadın-erkek ilişkileri konusunda bilinçlendirecek eğitim programları oluşturmalıyız.

SINAV KÂĞITLARINI YAPAY ZEKÂ OKUSUN MU

Okul hayatının en klasik sorusu şudur herhalde; "Öğretmenim sınav kâğıtlarını okudunuz mu"
Yüzlerce öğrencinin klasik yazılı sınav kâğıtlarını okumak ise öğretmenlik mesleğinin en büyük yüklerinden biridir.
Genelde notların teslim tarihine kadar öğrenciler beklemek zorunda kalır.
Sınav kâğıtları biriktikçe öğretmenin stresi, yorgunluğu artar ve bunlara bağlı olarak da bazen hatalar olur.
İşte bu zorlukları bilen bir girişimci, yapay zekâ destekli sınav kâğıdı okuma platformu geliştirmiş.
Türkiye Gazetesi'nin haberine göre bu platform, sadece test sınavlarını değil, el yazısı içeren klasik sınav kâğıtlarını da okuyabiliyor.
Öğretmenler, kendi belirledikleri soruları ve cevap anahtarlarını sisteme yüklüyor.
Fiziksel kâğıtlar telefon kamerası yardımıyla dijital ortama aktarılıyor ve sistem sınavları okuyup, notları açıklıyor.
Sistem sınav kâğıtlarını yüzde 97 oranında başarıyla okuyormuş.
Aklıma ilk gelen soru; yapay zekâ, cevap yanlış olsa da öğretmenler gibi niyet okuyup cevaba gidişten de puan verir mi
Elbette vermez.
O zaman da öğretmenlerin kanaat notu ortadan kalkar.
Çünkü öğretmenler çocukların yarım cevaplarına bile puan verir.