Plajlarda şezlong şemsiye yasağı!

İtalya'nın Sardinya adasındaki ünlü Punta Molentis Plajı'nda sahilde sadece 10 yaşından küçük çocuğu olan aileler ile 65 yaş ve üzerindeki kişilerin tek bir büyük şemsiye açmasına izin verilecek.
Bu yaş grubunun dışındaki tüm ziyaretçilerin şemsiye, çadır veya benzeri gölgelik sistemlerini kurması tamamen yasaklandı.
Tartışma yaratan bu kararın gerekçesi ise geçtiğimiz yıl bölgede çıkan bir yangın sonrasında sahildeki kalabalık ve şemsiye kirliliği nedeniyle onlarca insanın teknelerle tahliye edilmesinde büyük zorluklar yaşanması.

Yoğun turist akınına uğrayan Sardinya Adası için böyle bir tedbir mantıklı olabilir ama bazı İtalyanlar bu yasağa esprili bir şekilde isyan etti:
"Harika, plajda güzel bir gün ve yanıklar yüzünden acil serviste geçirilecek 20 saat. Sanırım bu kararnameyi daha önce de denediler ve beyinleri yandı." Aslında bu plaj aynı zamanda ücretli plaj işletmelerinin yasak olduğu bir bölgede ama insan seli o kadar fazla ki, acil durumlarda şemsiye yoğunluğu yüzünden tahliye zorlaşıyor.
Yunanistan'da da geçtiğimiz nisan ayında yoğunluğun fazla olduğu 251 plajda şezlong, şemsiye ve geçici yapılar dahil her türlü yapılaşma yasaklandı.
Adamlar kıyılarda yapılaşmaya izin vermemenin de ötesine geçmişler! Brezilya, İspanya, Fransa, Portekiz, İsveç, Norveç, Yeni Zelanda vs. birçok ülkede kıyılar kamu malı kabul edilir.

Sahil şeridinde yapılaşma ciddi şekilde sınırlandırılmıştır ve plajların tamamen özelleştirilmesine izin verilmez. Geçtiğimiz yıl Avustralya'ya giden arkadaşım anlattı;
"Koskoca kıtada kıyılara şezlong ve çadır koymak yasaktı. Otellerin bile plajı yoktu." Türkiye'de de Anayasa'da açık bir şekilde "Kıyılar halkındır" hükmü yer alıyor.
Ne yazık ki, kıyılarımızın bazıları halka açık değil. Plajların dibinde birçok otel ve turizm işletmesi var.
Oteller yetmezmiş gibi bir de özel beach enflasyonu var.
Mafyavari işletmeler belediyelere para vererek plajları işgal ediyor!
Antalya, Muğla ve İzmir'deki tabiat parklarında ve sit alanlarında bile izin alınmış özel beach bölümleri var.
Birçok gözde plaj özel işletmeler tarafından işgal edilmiş ve halka göstermelik küçük alanlar bırakılmış durumda.
Biz parasız denize girelim derdindeyiz, birçok ülkede şezlong, şemsiye bile yasak artık!

***


SAVAŞMADAN KAZANAMAYIZ!
Sade vatandaşları geçtim, birçok futbol yorumcusu için bile Dünya Kupası'ndaki grubumuz çantada keklikti!
Kolay lokma görülen Avustralya'ya yenildik.
Hayal kırıklığına uğrayan herkes her şeyi eleştiriyor şimdi.
Bir hafta önceki yazımın başlığını önce "Türkiye bu gruptan zor çıkar" olarak belirlemiş, sonra moral bozmamak için "zorlanır" diye değiştirmiştim.
Oysa baştan Avustralya ve Paraguay kolay rakip algısını oluşturmamak lazımdı.
Montella, "Avustralya beklediğimiz gibi oynadı" dedi ama oyun planı buna çözüm üretemedi!
Avustralya'nın bizim kadar yetenekli ayakları yoktu ama kalenin önüne otobüs çekerken bile bir oyun planları vardı.
Hızlı geçiş oyunlarıyla gol arayacaklardı.

Ağır defans oyuncularımıza rağmen oyunu karşı kaleye yıkıp, set hücumu oynamak intihardı!
Barış Alper'in sanki sahada Osimhen varmış gibi yüksek ortalar yapması... Zeki'nin sürekli adam kaçırması... Merih'in yenen golde ağır kalması... Arda, Orkun ve Hakan'ın fiziksel mücadelede yenilmeleri... Kerem'in kendisinin iki katı defans oyuncuları arasında eriyip gitmesi vs. eleştirilecek çok konu var lakin önümüze bakmalıyız!
Montella'nın, santrafor olmadan oynamayı kendisini kurtaracak bir bahane olarak kullandığını bir kez daha gördük.
Montella, golcü alternatifleri yaratmalıydı. Gerekirse TFF'ye baskı yapıp daha fazla yerli futbolcunun Süper Lig'de oynamasını isteyebilirdi.
Bu topraklarda çok büyük golcüler yetişti lakin yabancı transfer enflasyonu 80 milyondan bir tane bile santrafor çıkarmamızı engelliyor.
Kadrodaki oyuncuların yarısından fazlası da yurtdışında yetişmiş zaten!