Önceki gün Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı ve The Nutrition Society iş birliğiyle düzenlenen İstanbul Science Summit 2026 zirvesine katıldım.
Çocukların sağlıklı gelişimine ilişkin uluslararası bilimsel bilgi ve deneyimlerin paylaşılması amacıyla düzenlenen zirve Türkiye, İngiltere, ABD, Japonya ve Norveç başta olmak üzere farklı ülkelerden bilim insanlarını İstanbul'da buluşturdu.
Etkinliğin açılış konuşmalarında bile önemli bilgiler paylaşıldı.
Örneğin Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayip Birinci, çocukluk çağı obezitesinde Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında 7. sırada olduğunu söyledi.
Türkiye'deki çocukların yüzde 9,9'unun obez olduğunu belirten Birinci, mevcut eğilimlere ilişkin öngörülerini paylaşarak, 2050 yılında her üç çocuktan birinin obez olabileceği uyarısında bulundu.
Birinci'nin belirttiğine göre çocukluk çağında obez olan kişilerin yüzde 55'i ergenlikte de obez oluyor.
Ergen yaştaki obez bireylerin ise yüzde 80'i yetişkinlikte obez oluyor.
Yani çocuklukta başlayan obezite yaş ilerledikçe zincirleme şekilde devam ediyor.
Bizim önce çocuklardaki obezite sorununu çözmemiz gerekiyor.
Obezite başta kalp damar hastalıkları olmak üzere birçok hastalığa neden oluyor.
Obezite sorunu yaşayan bir kişinin devlete olan yıllık sadece tıbbi maliyeti 40.000 TL – 90.000 TL bandında değişiyor.
Türkiye ayrıca yüzde 32'nin üzerinde yetişkin obezite oranıyla Avrupa'da birinci sırada yer alıyor.
Ülkede yaklaşık 20 milyondan fazla obez yetişkin bulunuyor. Aşırı kilolu ve kilolu bireyleri de eklediğinizde sayı 40 milyona çıkıyor.
Şu anda Türkiye'deki toplam doğrudan sağlık harcamalarının yaklaşık yüzde 8,4'ü doğrudan obezite ve obeziteye bağlı hastalıkların tedavisine ayrılıyor.
Obezitenin yol açtığı iş göremezlik, iş gücünde verim kaybı, malulen emeklilik ve sağlık hizmetlerine olan maliyeti hesapladığınızda; obez, aşırı kilolu ve kilolu bireylerin Türkiye'ye olan toplam yıllık makroekonomik maliyeti tam 1,2 trilyon TL!
İşte bu yüzden çocukluktan başlayarak sağlıklı beslenme kültürü oluşturmak hayati önem taşıyor.
ORTAK HAREKET EDİLMELİ
Zirvenin açılış konuşmasını yapan Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı Başkanı Yahya Ülker de çocukların sağlıklı geleceği için bilimsel kanıtların yol göstericiliğine dikkat çekti:
"Çocukların sağlıklı beslenmesi, dünyanın ortak sorumluluğudur... İstanbul Science Summit 2026'dan dünyaya bir çağrı yapıyoruz: Çocukların sağlıklı geleceği için bilimsel bilgimizi ve deneyimimizi ortak adımlara dönüştürelim.
İstanbul'dan yükselen bu çağrının uluslararası iş birliklerini güçlendirmesini ve bilginin somut çözümlere dönüşmesine katkı sunmasını diliyoruz." Benim bu konuşmadan anladığım şu: İstediğimiz kadar bilimsel gerçekleri konuşalım, onları günlük yaşama uygulamazsak, ortak hareket etmezsek bunların bir anlamı yok.
Sabri Ülker Vakfı'nın, çocukların sağlıklı gelişimini küresel ölçekte ele alması da değerli bir yaklaşım.
Zirvede; yaşamın ilk 1.000 günü, emzirme, anne-çocuk sağlığı, okul yemekleri, beslenme eğitimi, gıda güvencesizliği, obeziteyle mücadele ve acil durumlarda beslenme gibi çocukların sağlıklı gelişimine yönelik kritik başlıklar; üniversitelerden ve uluslararası kuruluşlardan uzmanların katılımıyla ele alındı.
Yani bu zirveden çıkacak farklı bilimsel perspektiflerin, çocuk sağlığıyla ilgili küresel bir vizyon oluşturma potansiyeli var.
Önceliği gıda üretimi olan bir şirketin kurduğu vakıf aracılığıyla yıllardır sağlıklı beslenme ve çocuk sağlığı gibi konularda dünyanın birçok ülkesinden bilim insanlarını bir araya getirip, sorunlara çare araması da etkileyici bir vizyonun göstergesi.
***
1.7 TRİLYON TL'Yİ ÇÖPE ATIYORUZ
Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın 2024 Gıda İsrafı Endeksi raporuna göre, dünya genelinde yaklaşık 1,05 milyar ton gıda israf edildi.
Gıda kaybı ve israfının küresel ekonomiye yıllık maliyeti 1 trilyon doları aşıyor.

3