İstanbul-Başakşehir'de yedi öğrencinin bıçakla yaralandığı ve 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut'un yaşamını yitirdiği saldırıyla ilgili gelen yeni bilgiler farklı bir suçlu çocuk profili çıkardı karşımıza.
Saldırıyı gerçekleştiren F.M.'nin tutuklanan annesinin verdiği ifadeye göre:
Saldırgan 15 yaşında bir kız. Fen Lisesi girişli. Okul evine uzak olduğu için Anadolu Lisesi'ne geçmiş ve not ortalaması 96. Yani F.M. derslerinde çok başarılı.
F.M.'nin annesi, kızının saldırıyı "Çirkin olduğu gerekçesiyle akran zorbalığına uğradığı" gerekçesiyle yaptığını öne sürdü.
F.M.'nin saldırıyı uzun süredir Telegram grupları üzerinden planladığı değerlendiriliyor.
Aile, çocuğun bu durumunu okulundaki sorumlu öğretmenlere bildirdiklerini iddia ediyor.
Elbette anne ceza almamak için sorumluluğu okula atıyor da olabilir.
Kızının "Türkiye'nin ve dünyanın kendisinden haberdar olacağı" bir şey yapmak istediğinden söz ettiğini açıklayan bir annenin önce kendisinin önlem alması gerekiyordu.
Anne önce çocuğunun Telegram kullanmasını engellemeliydi!
Eğer aile çocuğuyla ilgili endişelerini okula bildirdiyse burada okul yönetiminin de ihmali var demektir.
Bugüne kadar yaşanan okul saldırıları ya da ergen cinayetlerinde suçlular genelde eğitimle alakası olmayan zorba, sorunlu suça meyilli çocuk ya da genceler işliyordu.
Oysa bu sefer katilin not ortalaması 96!
Evine uzak olmasa Fen Lisesi'ne devam edecek bu saldırıyı gerçekleştirmese belki de ileride doktor, mühendis olacak kapasitede suçlu bir çocuktan bahsediyoruz.
Elbette akran zorbalığı 15 yaşındaki bir kızın, 10 yaşındaki kızı bıçaklayıp öldürmesine gerekçe gösterilemez. Zorbalama olsa bile bu suçu hafifletmez.
Çocuklar yaşıtlarına karşı olan davranışlarında bazen yetişkinleri bile hayrete düşürecek derecede acımasız olabiliyorlar.
Bu konuda başta Sabah gazetesi olmak üzere medyada birçok araştırma yazısı, haber yayımlandı.
Milli Eğitim Bakanlığı da akran zorbalığına karşı mücadele başlatmıştı.
Ama akran zorbalığıyla ilgili daha fazla farkındalık projesine ihtiyaç var.
Zorbalık okullarda en ciddi suçlar arasına girmeli. Zorbalık yapan çocuklar anında disipline sevk edilip, daha sonra ebeveynleriyle birlikte psikolojik terapiye yönlendirilmeli. Çocuklarını güçlü yapacağız diye bilinçli zorba yetiştiren ailelere de ağır cezalar uygulanmalı.
***
KENTSEL DEĞİL, RANTSAL DÖNÜŞÜM!
Dün İstanbul Maltepe'de çöken ve bazı vatandaşlarımıza mezar olan 7 katlı binanın iki katı kaçak çıktı.
Ayrıca zemin kat dükkân dediğimiz kısımların üzerinde 4 tarafta çıkmalar var.
Katlar arası düzensizlik yumuşak katın oluşmasına neden olmuş.
Yani bina 'çökeceğim' diye alarm veriyormuş.
Bina sakinleri daha önce kentsel dönüşüm için konuşmuş. Muhtemelen kentsel dönüşüm yaptıracak müteahhit bulamadılar.
Çünkü binada zaten fazladan iki kat var.
Müteahhit bu işe girmesi için bina sakinlerinin ekstra para ödemesi gerekiyordu.
İstanbul'da herhangi bir deprem olmasa bile her an kendiliğinden çökme riski taşıyan 1.238 'tabut' bina var.
İstanbul'da kentsel dönüşüm yok, rantsal dönüşüm var!
Örneğin rantın büyük olduğu Beşiktaş inşaat şantiyesine dönüştü. Sağlam binaları yıkıp yenisini yapıyorlar!
***
GÜNEŞ ENERJİSİ YAYGINLAŞSA...
Daha önce de bahsettiğim balkona, bahçeye ya da pencere önüne konup doğrudan prize takılan küçük güneş panelleri dünyada hızla yaygınlaşıyor.
Bir ya da üç panelden oluşan bu sistemler, bir evin elektrik ihtiyacının yüzde 10 ila 30'unu karşılayabiliyor.
Bu paneller çatıya kurulan güneş enerjisi sistemleri gibi zahmetli değil ve ucuz.
Örneğin bu paneli balkona takıyorsunuz, üretilen elektrik, invertör adı verilen küçük bir kutuyla evde kullanılabilir hale getiriliyor ve normal bir prizden evin tesisatına veriliyor.

3