Dün sosyal medyaya düşen bir zincir marketin fiyat etiketi epey tartışma yarattı.
Etikette, 199 TL fiyatla satılan kokteyl domatesin, market tarafından 26 Şubat tarihinde yani yaklaşık 1 ay önce 40 TL'ye satın alındığı görülüyor.
Domatesten bürüt yüzde 397 kâr ettiklerini bile etikette belirtmişler, saklamaya gerek duymamışlar.
Evet, işletme giderlerini unutmadım!
Fire (çürüyen, ezilen ürünler) yüzde 10–30 olabilir... KDV (Sebzede genelde yüzde 1 ama yine de etkisi var)...
Lojistik (nakliye, soğuk zincir), Depolama / soğutma maliyeti...
Personel gideri...
Kira (özellikle büyük şehirlerde çok yüksek)...
Finansman maliyeti (stok taşıma)... vs.
Tüm bu giderleri hesaplattığınızda bile kokteyl domatesin gerçek maliyeti 75 TL'ye çıkıyor. 199-75= 124 TL yine devasa bir kâr marjı demek.
Marketleri toptan suçlama derdinde de değilim. Örneğin aynı kokteyl domates, Beşiktaş'taki küçük bir markette 220 TL'ye satılıyordu.
Dev zincir marketlerin depolama kapasitesi fiyatı düşürüyor elbette.
Marketler olmasa bakkal, küçük marketlerden daha pahalıya alışveriş yapacağımızın farkındayım.
Bence bizdeki sorunlardan biri de; serbest piyasa kurallarını yanlış anlamak ya da işimize geldiği gibi yorumlamak!
Sektörlerin belli bir kar marjı vardır! Bu marjlar gerçekçi nedenler olmadan çok aşılırsa devlet devreye girmelidir.
Dünyada süpermarket sektöründe genel net kâr: yüzde 2 – yüzde 8 arası.
Taze sebze/meyvede net marj genelde yüzde 5 – yüzde 20 arası!
Serbest piyasa kafana göre domatese fiyat koyup yüzde 124 karla satmak değildir.
Avrupa'da restoran ve gıda sektöründe ortalama net kar marjları genellikle yüzde 3 ile yüzde 13 arasında değişiyor. Kahve dükkânları yüzde 15 - yüzde 25 gibi daha yüksek işletme marjlarına ulaşabilir.
Amerika'da bu oranlar daha düşük! Türkiye'de enflasyon, Avrupa'ya göre çok yüksek ama marketinden restoranına genel anlamda gıda sektöründe fahiş fiyat politikası uygulanıyor!
Çoğu işletme ve şirket tutturabildiği fiyata satıyor!
İçinde 100 gram etin olduğu bir porsiyon İskender kebabı bile 800-1000 TL!
Bir de ülkemizde enflasyonun görünmez yüzü 'Shrinkflation' (küçültme enflasyonu) sorunu var. Ürün fiyatlarını korurken tüketim mallarının miktarını veya boyutunu küçültme, kalitesini düşürmeye 'shrinkflation' deniyor. Dönerin, lahmacunun içinden dana eti dışında her şeyin çıkması...
Ünlü bir dondurma markasının İngiltere'de satılan ürünlerde süt oranı yüzde 13 iken, Türkiye'deki ürünlerde bu oranın yüzde 1 seviyelerine kadar düşmesi...
Bir kilo çaydan 200 gram toz çıkması vs. gibi dünyada eşi görülmemiş hileler yapılıyor. Denetimler de işe yaramıyor.
Örneğin Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ifşa listelerinde yer alan İzmir merkezli bir zeytinyağı firmasının, yakalandıkça marka ismini değiştirerek tam 46 farklı isim altında 82 kez taklit ve tağşiş yaptığı ortaya çıktı, iyi mi
Gıda ve market sektöründe firmaların fahiş fiyatı uygulamayı aklına bile getirmeyeceği ağır cezalar belirlenmeli!
Hile yapana 46 farklı isim altında 82 kez hile yapmasına fırsat tanınmamalı!
Gıda ve market sektöründeki kurallar ve cezalar sil baştan yenilenmeli!
***
GS KAFE
Galatasaray kulübü, GS Kafe projesini hayata geçirmeye hazırlanıyor.
Kulüp, 34'ü İstanbul'da olmak üzere toplam 82 GS Store mağazasından yıllık yaklaşık 100 milyon euro kazanç sağlıyor.
Mevcut store'lardan aynı zamanda kafe hizmeti vermeye müsait olanlar kullanılır diye düşünüyorum.
İlk kafelerin RAMS Park ve İstiklal Caddesi GS Store'da açılacağı söyleniyor.
Dünyada ve ülkemizde Fenerbahçe'nin de kafe işletmeleri var. Önemli olan kafe konseptini oturtmak.
Hazır müşteri kitlesi var zaten.
Makul fiyat politikası, çekilişler, maç yayınları ve futbolcu ziyaretleriyle zenginleştirilirse Galatasaray bu projeden büyük gelir elde eder.

3