Bir yorumcu, A Milli Futbol Takımı futbolcularına Dünya Kupası'na katıldıkları için 15 milyon euro prim verildiğini iddia etti.
Bu rakam doğruysa ve kadrodaki 26 futbolcuya bölüştürülse bile birçok ülkeye göre çok yüksek!
Daha önce de FIFA'nın Dünya Kupası katılımı nedeniyle Türkiye'ye verdiği 10,5 milyon dolarlık ödülün tamamının futbolcular arasında paylaştırılacağı söylenmişti.
Bu iddia daha mantıklı.
Tabii, milliler kötü sonuç alınca prim rakamları göze batıyor lakin bu, kazanılmış bir hak!
Çünkü söz verilmişti!
Benim dikkatinizi çekmek istediğim konu ise milli futbolcuların çok fazla reklamda rol almaları!
Bunun bir nedeni de bazı futbolcuların hem kendi markalarının hem de Milli Takım sponsorlarının reklamlarında oynamaları.
Elbette reklam kampanyaları da bu işin bir parçası. Dünya Kupası sinerjisinin ekonomiye de büyük faydaları var.
Aklıma takılan soru şu; acaba futbolcular o kadar çok reklamda oynadıkları için yeterince hazırlanamadılar mı
Bazen 20 saniyelik bir reklamın çekimi birkaç gün sürebiliyor.
Millilerin toplamda kaç reklamda oynadıklarına dair resmi bir veri yok.
30 mu 50 mi
Futbolcular sahada yorgun gibi gözüküyorlardı!
Fiziksel açıdan da Avustralya karşısında eridiler!
Teknolojinin yardımıyla organize bir şekilde futbolcuları yormadan reklamlar çekildiyse sorun yok.
Reklam çekimleri için toplamda ne kadar süre harcandığını da bilmiyoruz!
Medyaya gerekli bilgilendirmeler yapılmadığı sürece her kötü sonuçta iddialar ve dedikodular artar!
Daha önce de yaşandı bunlar.
Neyse ki bu kez "Şu futbolcuya az prim verildi" diye bir kriz yaşanmadı.
Şu anki tablo ise 'Sahada yoklar, reklamda çoklar!' Her şeye rağmen ben millilerin ilk maçta gerekli dersi çıkardığını ve Paraguay'ı yeneceklerini düşünüyorum!
Yeter ki başarılı olsunlar o zaman da onları göklere çıkarırız.
Toplum olarak bir ortamız yok!
***
BABALAR VE OĞULLAR
Dünya Kupası'nı özel yapan detaylardan biri de dört yılda bir düzenlenmesi.
Örneğin 2002'de İlhan Mansız, Senegal'e gol attığında neredeydim, ne yapıyordum diye soruyor kendine ya da çocukları soruyor.
1982'yi hatırlıyorum.
Her çocuk gibi Diego Maradona'yı izlemeyi bekliyordum ama zamanın Claudio Gentile gibi kasap oyuncuları efsaneyi yerden kaldırmamışlardı!
Alman kaleci Schumacher'in Fransız Battiston'u hastanelik ettiği diz-kalça darbesine faul bile çalınmamıştı!
Tardelli'nin finalde Almanya'ya attığı golden sonraki sevincini gözyaşları içinde, başını iki yana sallayarak ve "Gol, gol!" diye haykırarak koşmasını da hiç unutamam.
Bu ikonik sevinç anı "Tardelli'nin Çığlığı" (L'urlo di Tardelli) diye tarihe geçmişti.
2026 Dünya Kupası da müthiş hikayeler yaratmaya başladı.
Irak'ı 4-1 yenen Norveç kadrosundaki üç futbolcunun babasının yine ABD'de düzenlenen 1994 Dünya Kupası kadrosunda olduğu ortaya çıktı.
1994'te Norveç Milli Takımı'nda oynayan Alfie Haaland, Goran Sorloth ve Erik Thorstvedt'in oğulları Erling Haaland, Alexander Sorloth ve Kristian Thorstved da önceki gün sahadaydı!
1994, 1998 ve 2002 Dünya Kupaları'nda Arjantin forması giyen ünlü teknik direktör Diego Simeone'nin oğlu Giuliano Simeone de Arjantin kadrosunda yer alıyor.
Norveç'teki üç baba-üç oğul hikayesi ise eşine az rastlanacak bir rastlantı.
***
MESSİ Mİ MBAPPE Mİ
Amerikan Futbol Ligi'nde (MLS) oynadığı ve 38 yaşına geldiği için Lionel Messi'nin Dünya Kupası'nda tempo sorunu yaşayacağı düşünülüyordu. Ancak Messi, Cezayir'e karşı hat-trick yaparak hiç paslanmadığını gösterdi.
Böylece Arjantinli efsane, Dünya Kupası kariyerindeki gol sayısını 16'ya yükselterek, Alman efsane Miroslav Klose'nin 16 gollük rekorunu yakaladı.
Muhtemelen turnuvayı da Dünya Kupaları'nda en çok gol atan futbolcu unvanıyla tamamlayacak!
Benim çocukluk kahramanım Maradona'ydı ama Messi bambaşka bir seviye! Futbolu bilgisayar oyunu gibi oynuyor!

12