Altın yerine un alın!

ABD ve İsrail'in İran'a saldırması sadece petrole ulaşımı azaltıp, akaryakıt fiyatlarını artırmakla kalmadı, doğalgaz fiyatlarını da tetikledi ve bu durum gübre arzını da etkiledi!
Dünya artan petrol fiyatlarını, petrole bağlı ürünlerin ve taşımacılığın pahalılaşmasını, Hürmüz Boğazı'ndan geçen internet hatlarının kopmasını vs. belli bir ölçüde tolere edebilir ama gübre olmazsa, gıda da olmaz!
New York Times'ta gübre kriziyle ilgili önemli bir yazı çıktı:
Gübrenin büyük bölümü doğalgaz kullanılarak üretiliyor. İran savaşı petrol ile birlikte doğalgaz üretimine ve dağıtımına da darbe vurdu!
Ayrıca dünyadaki gübrenin yaklaşık üçte biri Hürmüz Boğazı üzerinden taşınıyor.

Şimdi hem gübre ihracatı durdu hem de gübrenin hammaddesi doğalgazın dağıtımı azaldı.
Hindistan, Cezayir ve Slovakya'da gübre fabrikaları yükselen doğalgaz fiyatları nedeniyle üretimi durdurdu ya da yavaşlattı.
Çin gübre ihracatını kısıtladı.
Avustralya'daki buğday çiftçileri daha az ekim yapıyor ve ABD'deki mısır ile soya fasulyesi çiftçileri Başkan Donald Trump'tan yardım talep ediyor.
Ülkemizde de sebze ve meyve fiyatlarındaki artışta taşımacılık maliyetinin artması kadar gübre kıtlığının da etkisi olabilir.
Bir diğer sorun ise dünyanın en büyük gübre üreticisi ülkelerinden Rusya'nın Ukrayna ile savaşta olduğu için devreye girmekte zorlanması.
Gübre uzmanı Deepika Thapliyal'a göre gübre fiyatlarındaki büyük sıçrama Hindistan'da kıtlığa bile yol açabilir.
Dünya Ticaret Örgütü de son raporunda birçok ülkenin gıda arzı açısından risklerle karşı karşıya olduğu konusunda uyardı.

Pirinç, mısır, soya fasulyesi ve bitkisel yağ gibi ürünlerde ithalata yüksek derecede bağımlı olan Basra Körfezi ülkeleri de gıda kıtlığıyla karşılaşabilir.
Akaryakıt, gübre ve gıda üretimin düşmesi ve fiyatların artması yetmezmiş gibi bir de dünya ticaret sistemi son 80 yılın en kötü kesintilerinden birini yaşıyor!
Küresel ticaretin dünyayı 'global köy' yaptığı çağımızda, özellikle enerji kaynakları ve ticaretin kavşağı olan bölgelerde çıkan her savaş tüm dünyayı derinden etkiliyor.
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de gıda fiyatları yükseliyor ve İran'a kara harekâtının gündemde olduğu şu günlerde savaş uzarsa gıda fiyatları daha da yükselir!
Kuyumcu önlerinde kuyruk oluşturan vatandaşlara naçizane tavsiyem; altın yerine, makarna, un, bakliyat, yağ vs. gıda ne bulursanız alın!

VÜCUT SAĞLAM AMA DEMANS!

İnsanların ortalama yaşam süresi dünya genelinde 73,5 yıla çıktı.
Japonya gibi gelişmiş ülkelerde 85 yıla, Türkiye'de ise 78,1 yıla ulaştı.
Ancak yaşam süresi artıkça demans (bunama) hastalığı da artıyor.
Ülkemizde 1 milyon demans hastası olduğu tahmin ediliyor!
Demansın 65 yaş üstü kişilerde görülme sıklığı ise yüzde 8'in üzerinde!
Eminim siz de çevrenizde; vücudu pırıl pırıl, hiç sağlık sorunu olmayan ama 'kafa gidik' yaşlılar görüyorsunuzdur!
Çocuğunu, kendi adını bile hatırlamayan, günlük işlerini yapamayan, dışarı kendini atıp kaybolan birçok ileri seviye demans hastası var artık!
Kafa sünger gibiyken sağlıklı vücuda sahip olmak zamanla trajediye dönüşüyor! Çocuk gibi oluyor ve bakıma muhtaç kalıyorlar!
Günümüzde "SuperAgers" (Süper Yaşlananlar) sınıfından olanlar ise şanslı.
'SuperAgers', 80'li yaşlarında olmalarına rağmen, bilişsel ve fiziksel işlevleri kendilerinden onlarca yıl genç bireylerle benzer düzeyde olan, hafıza ve zihinsel yeteneklerini koruyan dirençli yaşlı grubu ifade ediyor.
Bu gruba girmek için sigara içmemek, sağlıklı beslenmek, kronik hastalıkları olmamak da yeterli değil. Bu gruba girmenin birinci kuralı ise demans olmamak!
Uzmanlar demans olmamak için şu beş temel alışkanlığı öneriyor:
■ Düzenli olarak hareket etmek, spor, egzersiz vs.
■ Sosyal etkileşimde bulunmak. Aile ve arkadaşların olduğu sağlam bir sosyal bağa sahip olmak.