Alman turist şezlong savaşını kazandı

Şezlong savaşları, yaz sezonunun vazgeçilmez ritüellerinden biridir.
Sabah kahvaltınızı yaptıktan sonra havuz başında ya da kumsalda şezlongda vakit geçirmek istersiniz ama hiç boş şezlong yoktur.
Şansınıza hayıflanırsınız.
Ertesi gün daha erken sahile inersiniz ama yine boş şezlong bulamazsınız.
Çünkü şezlong kapmayı bir varoluş mücadelesi gören insanlar vardır.
Onlar her zaman sizden önce şezlongu kapar!
Özellikle yaşlılar sabahın ilk ışıklarıyla birlikte şezlonglara havlu koyarak ele geçirirler.
Bir de şezlong mafyası var. Onlar da belediyelere verdikleri rüşvetle ele geçirdikleri kumsalları şezlonglarla doldururlar.

Para vermeden kumsala uzanacak bir alan bırakmazlar!
Şezlong deyip geçmeyin! 2019 yılında Edremit'te bir kişi şezlong tartışması yüzünden cinayete kurban gitmişti!
Bu yılın ilk şezlong savaşı haberi ise Yunanistan'dan geldi!
Bir Alman turist, iki yıl önce kendisinin ve ailesinin Yunanistan'daki tatilleri sırasında havuz kenarındaki şezlongları kullanamadıklarını ileri sürerek tur operatörüne dava açmıştı.
Turist, diğer misafirlerin şafak sökmeden havlularını bırakıp sürekli yer ayırttığını iddia etmişti.
Turist her gün sabah saat altıda kalkıp yer kapmaya çalışmasına rağmen ortalama 20 dakikasını şezlong arayarak geçirmek zorunda kaldığını açıklamıştı.
Ve bu dava nihayet sonuçlandı.
Adı açıklanmayan Alman turist 900 euro tazminat almaya hak kazandı.
Şimdi bu davanın emsal teşkil edeceği konuşuluyor.
Tur operatörleri ve oteller, şezlong işgalini önleyemezlerse, hakkaniyetli bir şezlong paylaşımını sağlayamazlarsa tazminat ödeyebilirler!
Örneğin İspanya'da şezlongu uzun süre işgal edenlere, havlu koyup başkalarının hakkını gasp edenlere para cezası uygulanması tartışılıyor.
Türkiye'de de biri şezlong işgalcilerine dava açsa da emsal teşkil edecek bir sonuç çıksa!

***


İNŞAAT SORUNUNA KESİN ÇÖZÜM
Yaşadığınız yerin yakınında bir inşaat başladıysa yandınız demektir!
Önce yapının önündeki kaldırım kapatılır. Gürültü hiç bitmez, trafik felç olur. Kavgalar çıkar.
Ve inşaat bitene kadar toza boğulursunuz. Çin bu soruna da çözüm buldu. Çin'de büyük ölçekli inşaat projelerinde, çevre ve gürültü kirliliğini düşürmek amacıyla devasa şişme kubbe sistemleri kullanılmaya başlandı.

Bu uygulama, çalışma sahasını tamamen dış dünyadan ayırarak şantiye kaynaklı olumsuz etkileri azaltıyor.
Fotoğrafta Jinan kentinde uygulanan ve yaklaşık üç futbol sahası büyüklüğüne ulaşan devasa yapı için kurulan kubbeyi görüyorsunuz.
Kubbe içerisindeki hava basıncı, özel fan sistemleriyle dengelenmiş.
Gelişmiş filtreleme sistemi iş makinelerini çıkardığı ince toz partiküllerini bile süzerek dışarı sızmasını engelliyor.
Bu teknoloji sayesinde toz kirliliği yüzde 90 seviyesine kadar düşebiliyormuş.
Şehir yaşamını kesintiye uğratmayan bu sistem Türkiye'de de uygulanmalı.
Umarım inşaat çalışmalarını izlemeyi seven amcalar bu öneriye karşı çıkmaz.

***


MÜSİLAJ, TURİZMİ DE TEHDİT EDİYOR
Şarköy sahilinde plankton artışı nedeniyle deniz suyu bazı bölgelerde turuncu ve kahverengi tonlara dönüştü.
Deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesinin plankton çoğalmasını artırması umarım müsilaj belasını tetiklemez.
Çünkü yoğun plankton çoğalması, uygun koşullar varsa ilerleyen dönemde müsilaj riskini artırabilir.

Deniz yüzeyinde müsilaj görmeyince sorun yok sanıyoruz ama müsilaj Marmara Denizi'nin tabanına çökmüş durumda.
30-40 metre derinliklerde bile yoğun olarak gözleniyor.
Evsel ve sanayi atıklarının yarattığı aşırı kirlilik, müsilajın temel nedeni.
Bu sorunu çözmemiz için Marmara Denizi'ne bırakılan bütün atık suların arıtmadan geçirilmesi gerekiyor.