Türkiye\'nin ışığını söndüremezsiniz

Bir ülke düşünün, topraklarının büyük bölümü emperyalist devletlerce işgal ediliyor ve bu işgale Atatürk ve arkadaşları başkaldırarak emperyalistleri ülkeden kovuyorlar.

Milli Eğitim Bakanı Sayın Tekin ise bu büyük şanlı mücadeleye verilen "Kurtuluş Savaşı" adından rahatsız oluyor ve "Neyden kurtarmışlar ki, karşılarında koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı" diyor. Sayın Bakan'a ne yazsam boş, ne yazsam yetersiz ama belki bakış açısını genişletmek için şöyle diyebilirim.

Emperyalistlerin işgalinden kurtulduk.

Ümmetçilikten kurtulup yurttaşlığa geçtik.

Otokrasiden kurtulup,

demokrasinin tüm temel hak ve özgürlüklüğe kavuştuk.

Sayın Tekin, tarih kitapları diyor ki, İstanbul, İzmir, Adana, Antalya, Urfa ve Maraş, İngiliz, Fransız, Yunanistan ve İtalyan orduları tarafından işgal edilmiş, Türkler'e sadece Konya ve Afyonkarahisar kalmıştı..

Anadolu'da bir deyim vardır, derler ki " Cürmün kadar yer yakarsın".

Yani "Laik Demokratik Sosyal Hukuk Devleti'nin ışığını söndürmeye kimsenin gücü yetmez ve yetmeyecektir."

Değerli Okurlar ; Bir Okurumun, eğitim konusundaki gönderisini sizlerle paylaşıyorum;

"Bir ülkenin çöküşü, her zaman gürültüyle başlamaz. Kimi zaman,

bir üniversite sıralamasında sessizce düşer. Bir laboratuvarda ışıklar daha erken kapanır. Bir hocanın odası boşalır. Bir öğrencinin gözündeki merak, sınav sisteminin dar koridorlarında yavaşça söner".

ODTÜ'nün 85'inci sıradan 801'e,

Boğaziçi'nin 139'dan 601'e,

İTÜ'nün 165'ten 801-1000 bandına düşmesi gibi.

Bunlar sadece akademik birer veri değildir.

Bu, memleketin akıl damarlarında yaşanan tıkanmadır.

Çünkü üniversite dediğin yer yalnızca diploma veren bina değil aynı zamanda bir ülkenin geleceğiyle yaptığı en ciddi sözleşmedir. O sözleşme bozulduğunda, geriye yalnızca kalabalık sınıflar, yorgun hocalar, ezbere sıkışmış öğrenciler ve kendine güvenini kaybeden bir toplum kalır.

Ekonomi bozulur, yeniden toparlanabilir.

Para yanar, yeniden kazanılır.

Sistem çöker, değiştirilebilir.

Hukuk yara alır, irade varsa onarılabilir.

Ama eğitim başka bir şeydir.

Çünkü eğitim, insanın içindeki zamanı biçimlendirir. Bir çocuğun merakını, bir gencin düşünme biçimini, bir toplumun hakikatle kurduğu bağı şekillendirir. Yanlış verilen eğitim sadece bugünü bozmaz; yarının aklını da sakatlar.