6-7 Temmuz'da yapılacak Nato Toplantısı için Ankara teyakkuzda. Toplantının yapılacağı bölgede adeta sıkı yönetim var. Toplantı nedeniyle, ne sebeple yapıldığı belli olmayan tutuklamalar mı dersiniz, geçiş güzergahlarının allanıp pullanması mı, yoksa bazı bölgelerin panolarla kapatılması mı...
Tüm bunlar toplantı için gelenlerin perişanlığımızı görmemeleri adına. Utanıyorlar görüntüden. Peki bu utandıkları görüntülerin sorumlusu kim !!!!
Yönetenler, şunun farkında değiller . Emperyal güçler, çeşitli bilimsel ve istihbarat yöntemleriyle toplumların iç
yapılarını, ülkeyi yönetenlerden daha iyi biliyorlar. Yani meşhur atasözümüz gibi "mızrak çuvala sığmaz". Onlar bizim ciğerimizi biliyorlar.
Demokrasiyi sadece kendileri için varsayan batılı emperyalistlerin bu toplantıda da konuşup kararlaştıracakları,
sadece kendi ülkelerinin çıkarları olacaktır. Trump'ın ABD'sinin, Türkiye'deki demokrasinin nefes darlığı, Nato üyelerinin umurunda bile değil. Hele hele Ortadoğu'da Gazze'de katliam mı yapılıyor, Suriye'nin parçalanması mı, Ukrayna Rusya savaşı mı umurlarında bile değil. Kendi aralarında ne yaparlar da Ortadoğu'yu nasıl karıştırıp silah sanayimizi güçlendiririz, petrolü nasıl kafalarız, Arapları nasıl kafa kola alıp milyar dolarları koparırızın hesapları yapılmakta. İnsanlık için, katil İsrail'in insan kıyımı ve toprak kazanımlarına bırakın dur demeyi, İsrail'e destek bile veriyorlar. (İspanya dışında).
Ankara tüm mesaisini Nato toplantısına vermesine karşın, ülkede yaşayan yurttaşların büyük kesiminin bu toplantıdan haberi bile yok. Ülke nüfusunun %70'i yoğun bir yoksulluk içinde. O kesim yaşama nasıl tutunurum, ailemi nasıl geçindirebilirimin derdinde. Ülkede giderek derinleşen bu yoksulluk nedeniyle toplum için büyük tehlike oluşmaya başlıyor. Bireyler , "neyin doğru, neyin yanlış olduğu yetilerini yitirme noktasına geliyorlar." Bunların yaşandığı toplumlarda demokratik bilinç, yurttaş sorumluluğu ve ahlaki direnç kaybolur ki, 2026 yılında, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile Türkiye bunları yaşıyor.
Uzmanlar ısrarla gündeme taşıyorlar, Avrupa standartlarına bakılınca , Türkiye, çalışanlar için en uzun çalışma saatlerine sahip. İşsizlik Bengladeş, Nijerya gibi ülkelerle yarışıyor. Basın özgürlüğü endeksinde 180 ülke arasında 163. sırada. Özgürlük endeksinde 164 ülke arasında 144. sırada. Hukukun üstünlüğü endeksinde 143 ülke arasında 134. sırada.....
Tüm bu yaşananların adı da AKP iktidarına göre " Türkiye yüzyılı" !!
Diğer yanda üç yıldır ha bugün ha yarın diye düşürmeye çalıştıkları enflasyon, tüm Avrupa ülke enflasyon toplamından daha yüksek. Sayın Şimşek göreve geldiği günden beri Lafonten'den masallarla idare etmeye çalışıyor.
Yıl 2026,
Temmuz enflasyonu TÜİK'e göre %30,
Köprü otoyollara ikinci yapılan zamlarla artış %40-45,
Çanakkale Köprüsü ilk açıldığında Sayın Büyüğümüz 200 Liracık diyordu, 4 yıl geçti 1170 TL, artış %485.
Hastanelerde hasta kabul ücretleri %190-200 artırıldı.
Özel sektörde böyle bir artış yapılsa anında kayyum !!
Devlet kendine gelince her türlü zammı " enflasyon şuymuş buymuş demeden zamları yaparken, özel sektöre gelince hop bir dakika diyor ve kayyum atarım haaaa !!
Köprü,
Otoyol,
Elektrik,
Doğal gaz zamlanınca, buna bağlı olarak
Et,
Süt,
Yumurta,

10