Tükenmiş bir örgütle neyin pazarlığı!

Büyük Türkiye, karşısında bitmiş tükenmiş kanlı bir terör örgütüyle "terörsüz Türkiye" adını koyarak masaya oturuyor. Adı çerçeve olan yasa, yangından mal kaçırır gibi tüm usuller gözardı edilerek yıldırım hızıyla TBMM'ye getiriliyor. ve üzücü olan da büyük bir evet oyuyla kabul edilmesi oluyor.

Hatırlayın, bu yasa taslağı başlangıçta komisyona "Kürt sorunu" diye taşınmıştı. Şimdi baktığınız zaman bu yasanın Kürt sorunu ile bir ilgisi var mı !!

Açık seçik PKK terörü açılımı. DEM Parti sözcülerinin ifadelerine göre bu kapı aralanmış, peş peşe neler neler ortaya dökülecek göreceğiz.

20 yıldan beri hiçbir şekilde bu işler konuşulmayıp da son seçimde ana muhalefeti terör işbirlikçiliğiyle suçlayıp siyaset yapıp, bugün her şeyi unutup yeni bir af yasası çıkaralıyor. Artık sağır sultan bile biliyor ki, tüm bu yapılanların temelinde yeni bir anayasa hazırlığı için parlamentoda DEM oylarına olan ihtiyaç....

İktidar anayasa için destek talebinde bulunurken, (karşıdan gelecek üniter yapının yok olması gibi anayasa değişiklik talepleri yani Emperyalist efendilerinin talepleri) karşısında ortaklık çıkmaza girecek. Bu durumda her şey başa dönecek.

Gerçek olan bu işin gerçek muhatapları ABD ve yandaşları. Onları bırakıp taşeronlarla masaya oturuluyor. Başından beri bu katil örgütü besleyip büyüten sözde müttefiklerimiz değil mi Yaşadıklarımız, emperyalizmin uygulamaya koyduğu, üniter yapıların yıkılmasını öngören yeni Ortadoğu yapılanması.

Ne için Güvenli bir İsrail için!

Ne için Fırat ve Dicle için !!

Binlerce şehit anası, yetim kalan çocuklar, gazilerimizin yüreklerini paralayan bu uğraşlara gerek yoktu. Çözüm hazırdı

PARLAMENTER DEMOKRASi

Değerli Okurlar; Bu yaşadığımız durumlarla ilgili, benim de içtenlikle katıldığım değerli ekonomist Sayın Selami Tütüncüoğlu'nun makalesini sizlerle paylaşıyorum.

"İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı yeni çözüm süreci kapsamındaki teklif olan 'çerçeve yasa', 140'a yakın kişinin dinlendiği ve onlarca görüşmenin yapıldığı bir yıllık süreç komisyonu mesaisinin ardından, 592 milletvekilinden 467'sinin "evet" oyunu olarak rekor bir kabulle dün gece Meclis'ten geçti. (*Yasa teklifi, toplum tarafından doğru dürüst görülüp anlaşılmadan ve tartışmasına fırsat verilmeden, yangından mal kaçırır gibi bir günde süratle komisyondan geçirip Genel Kurula getirilen "Terörden Arındırılmış Türkiye" şeklinde isimlendirilmiş, ama asıl maksadı teröristlere af getiren Kürt barış çerçeve yasası daha ilk günde 467'ye karşılık ancak 88 ret oyuyla kabul edilmiş. Emekli bir asker olarak "biz neden bunca yıl terörle mücadele ettik, neden şehit ve gazimize gereken saygıyı göstermedik, bu yasaya olumlu oy verip teröristleri salıverenlere bir gün gelip hesap sorulmayacak mı!" diyesim geldi! Bence bir millet, şehitlerini unutursa istikbalini de unutur! Asker olmama rağmen hiç bir zaman silahlardan hoşlanmayan, dünyada da memleketimizde de barıştan yana olan ve küresel ekopolitik konuları az çok bilen birisi olarak şunu söylemek zorundayım; barış kavramı ancak ülkeler ve eşitler arasında konuşulabilir. Teröristle barış terminolojik olarak da, pratik hayatta da dile getirilemez! Teröristle sadece mücadele yapılır, müzakere değil! Emperyal ülkelerin gazına gelerek bu konuda bir yasal düzenleme yapılamaz. Masum insanları öldürerek ağır suça bulaşmış insanların, salıverilmeleri kadar hatalı bir şey yoktur, teslim olarak hukuka sığınmaları en doğrusudur. Ayrıca bu tür girişimler geçmişte hep hüsranla sonuçlandı, aynı şeyleri yapıp, farklı sonuçlar beklemek akıllı insan işi değildir! Öte yandan bu yasa parlamentoda geçerken, bir sonraki aşamanın anayasal reformu içereceği de dillendirildi. İktidarı destekleyen partinin başkan yardımcısı Feti Yıldız, Türkiye'nin "sivil, katılımcı ve demokratik bir anayasaya" ihtiyaç duyduğunu söyledi; ayrıca seçim ve siyasi parti yasalarında değişiklikler yapılmasını istedi. Bunun arkasında Cumhurbaşkanlığı süresinin sınırlandırılması maddesinin kaldırılması olduğunu ülkede bilmeyen inanın kalmadı! Yani meclisteki hemen tüm partilerin destek verdiği Kürt barışı çok daha geniş kurumsal reformların kapısını açacak gibi duruyor, siyasilerimizin tek derdi bulundukları konumu koruyabilmek, karşılıklı kişisel tavizler verilerek ülke sorunlarının artmasına neden olunuyor, bunun için de hemen herşeye eyvallah dendiğini düşünüyorum, çok yazık!"