Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyet'e ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması
ülküsünden ve Anayasa'ya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde şerefim üzerine and içerim" diye TBMM kürsüsünde yemin edilir.
Bu yemini TBMM'de kimler ediyor Cumhurbaşkanı, Bakanlar ve Milletvekilleri.
Sayın Tekin de bu yemini ederek TBMM'de göreve başladı. Sayın Bakan 10 yıl MEB Müsteşarlığı, kişiye özel yasa çıkarılması sonucu Profesör olarak üniversite rektörü ve daha sonra da Bakanlık görevine getirildi.
TBMM'de yukarıdaki yemini yapan Sayın Bakan, Meclisteki bir konuşmasında muhalefete dönüp, "sizler ne derseniz deyin tarikat ve cemaatler bize göre sivil toplum kuruluşlarıdır" diyor ve devam ediyor. "Artık, Diyanet başta olmak üzere, Tarikat ve Cemaatler orta eğitim kurumlarında eğitime destek vereceklerdir". Sayın Bakan devam ediyor, İHL'ler yetmedi tüm kamu orta eğitim kurumlarını da İmam Hatip Okullarına dönüştüreceğiz !!Okullarda artık tarikat kitapları dağıtılıyorsa, kutsal ramazan ayında okulların çeşitli etkinliklerle oruç tutan tutmayan ayırımı yapılıyorsa , Karaman'da bir etkinlikte Milli Marşımız kent zevatının önünde Arapça okunuyorsa, ders zili yerine ilahiler dinletiliyorsa yetmiyor, okul zili yerine ilahi okunmasına karşı çıkan bir velinin şikayet etmesi sonucunda göz altına alınıyorsa ...
Tüm bu yaşananlara sokak ne diyor biliyor musunuz
"Sayın Bakan, kendinize gelin burası Ortadoğu ülkesi değil Laik Demokratik Sosyal Hukuk Devleti TÜRKİYE CUMHURİYETİ'dir."
Değerli Okurlar, AKP 23 yıl boyunca inanç siyaseti yaparak özellikle de türban konusunu kullanarak iktidarda kaldı. Bugün artık türban diye bir konu kalmadı. Ülkedeki yokluk ve yoksulluk can yakarken, artık iktidar olmak da çantada keklik değil. Etekler tutuştu. Özellikle MEB'deki bu yapılanlar yurtta çok büyük tepkilerle karşılanmakla kalmıyor, AKP tabanındaki muhafazar kesimde bile bu yapılanlar hoş karşılanmıyor.
Sayın Erdoğan parti tabanında ki kopuşların farkında. Yapılacak seçimde, AKP tabanını bir arada tutabilmenin çözümleri aranıyor. Ellerinde kalan tek enstürman "LAİKLİK".
Tüm stratejiler laiklik üzerinden yapılacak. İktidar bu tuzağı kendileri değil MEB'i kullanılarak yapacaktır. Yukarıda sözünü ettiğim tüm laiklik karşıtı yapılanmalar seçim stratejilerinin döşenen taşlarıdır. Laiklik karşıtı eylemleri kendileri değil tarikat, cemaat ve Bakanlık aracılığı ile yapıp toplumu kamplara ayırmaya çalışacaklardır.

5