Geleceğe ne bırakıyorsunuz

AKP iktidarı çeyrek asırdır ülkeyi yönetiyor. Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana hiçbir iktidar bu kadar uzun süre iktidarda kalmamıştır.

Demokratik ülkelerde yönetime gelen iktidarlar, bir yandan ülke yurttaşlarının mutlulukları için çalışırken, diğer yandan da bu mutlulukların devamı için yatırmlar yaparlar.

Peki AKP iktidarı bu süreçte, halktan topladığı vergilerle ne gibi yatırımlar yaptı derseniz, ülkenin saygın siyasi ve saygın ekonomistlerinin iddialarına bakıldığında öz kaynak kullanılarak ilk yılları dışında dişe dokunur, istihdam sağlayacak yatırımlar yapılmamış olduğunu dile getirirler.

Yapılan dişe dokunur köprüler, duble yollar, şehir hastaneleri, deniz altı geçişleri ile ilgili tüm yatırımları da çok pahalı olarak yap işlet sistemi ile borçlar, halkın sırtına yüklenmiştir. Öyle bir yükleniş ki bu, evlatlar ve torunlar bile ödemeye devam edecekler.

İktidarları sürecinde,

Cumhuriyet'in tüm birikimleri de haraç mezat satılmıştır.

Sonuçta ülke ekonomisi durma noktasına gelmiş, ülke inanılmaz borç batağına saplandığı için, dış kaynaklara döviz bazında çok yüksek faizler ödemek zorunda kalınmıştır.

Yurttaş, ekonominin geldiği durum karşısında geçimini değil karnını nasıl doyuracağı noktasına gelmiştir.

İktidarların görevi, yönetmekle sorumlu olduğu yurttaşların mutlu bir yaşam sürmeleri için, oluşacak her türlü olumsuzluklara karşı yurttaşına gölge sağlamak olmalıdır.

Gelinen noktada değil ülkeye yeni kaynaklar yaratmak, istihdam sağlamak, bugün bile ülkede gelir getiren kaynakların satılmasını bırakın, torunlar bile yaptıkları borçları ödeyecekler. Rahmetli Maliye Bakanı ne demişti " Babalar gibi satarım."

Silah sanayisinde ki başarılı gelişmeler her türlü övgüye değerdir.

Değerli Okurlar; Sizleri bir öyküyle başbaşa bırakıyorum.

YAŞLI BAHÇIVAN

Küçük bir kasabada herkesin hayran olduğu bir bahçe vardı. Bahçede güller, yaseminler, meyve ağaçları, rengârenk çiçekler... Mevsim ne olursa olsun orası huzur dolu görünürdü.

Bu bahçeyle ilgilenen kişi seksenli yaşlarında, beyaz saçlı bir bahçıvandı.

Bir gün genç bir adam bahçeye geldi ve şaşkınlıkla sordu:

"Bu kadar yaşlısınız. Hâlâ neden her gün saatlerce çalışıyorsunuz Diktiğiniz bazı ağaçların meyvesini belki hiç göremeyeceksiniz."

Yaşlı bahçıvan elindeki küreği toprağa sapladı, gülümsedi ve yavaşça konuştu:

"Evlat, ben çocukken dedem bana ceviz ağacının gölgesinde hikâyeler anlatırdı. O ağacı dedem dikmemişti. Ondan önceki nesil dikmişti.

Babamın en sevdiği armut ağacını da başkası dikmişti.

Ben gölgesinde oturduğum ağaçların hiçbirini yetiştirmedim. Ama hepsinden faydalandım."

Genç adam sessizce dinliyordu.

Bahçıvan devam etti:

"İnsan gençken hep hasadı düşünür. 'Ne kazanacağım Ne zaman olacak Karşılığını hemen görecek miyim' diye sorar.

Yaş aldıkça başka bir soru gelir:

'Ben benden sonrakilere ne bırakacağım'"

Genç adam etrafına baktı.

"Yani bütün bunları başkaları için mi yapıyorsunuz"

Yaşlı adam güldü.

"Kısmen. Ama en çok da kendim için."

"Neden"