Elimizdeki tek gerçek değer Cumhuriyet

Halkın büyük çoğunluğunun ekonomik yokluk ve yoksulluk içinde kıvrandığı, demokrasi, özgürlük, eşit yurttaşlık, eğitim, hukuk, sağlık kavramlarının yok sayıldığı bir dönemde bu dertler unutulup, memleket, siyasi bir kaosa sürükleniyor.

Toplumda iktidar kendine olan güven duygusunun büyük oranda kaybolduğunun farkında. Tüm yaşanan olumsuzluklara değil çözüm bulabilmek, önlenemez enflasyon karşısında da çaresiz. Bu durumda yapılacak tek şey ana muhalefeti parçalamak. Bunun içinde iktidar umudumuz KK diyerek ona sarıldı. Butlan denilerek Kemal Bey yeniden partinin başına getirildi. Kemal Bey, size yapılan veya parti zararlıları varsa, tüm bu hesaplaşmaların görülmesi parti içinde yapılmalıydı. Ancak bu oynanan siyasi oyunun, Cumhuriyet'e çok seçenekli zararları olmakla kalmayacak ve sonunda da tüm fatura da size çıkacak. Bunları gözardı etmeyin ve etmemelisiniz.

Bu oyunda ki hesaplar, yapılacak baskın bir seçimle AKP'nin yeniden iktidar oluşuyla kalmayacak, bu arada yeni bir Anayasa ile Cumhuriyet'in çivileri tek tek sökülmeye çalışılacak. Buna ortak olmayın. Anadolu'nun kuş uçmaz kervan geçmez yöresinden sizi buralara Cumhuriyet taşıdı.

Sayın Kılıçdaroğlu; Bakın Anton Çehov bir öyküsünde neler anlatıyor.

Rusya'nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı.

Müfettiş: "Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın

Neden söküyorsun o vidaları"

Köylü: "Sadece bir vida beyim...

Oltama ağırlık yapması için lazım.

Ben kimseye zarar vermem.

Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı sökeriz, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez."

Müfettiş:

"Delilik bu !

Muhtar görmüyor mu bunu"

Köylü: "Görmez olur mu

Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı. Bedava sonuçta..."

Müfettiş: "Peki ya maaşınızı artırsak

Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan"

Köylü: "Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık.

Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz; büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz."

Müfettiş, bu cehaletten dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi.

Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı: