Ekspres trenle gelen yaşlanmak

Sağlık Bakanlığından emekli Diş Hekimi Fevzi Gültekin'in geçirdiği bir ameliyat sonu, yaş almanın insandaki etkilerini bakın nasıl satırlara döküyor.

Yaşlanmak...

Eskiden uzak sanırdık.

Hani haritada küçücük yazan kasabalar vardır ya...

"Oraya bana sıra gelmez" dersin.

Geliyor.

Hem de aktarmasız.

Ekspres trenle.

Business class.

Ameliyat masasında yatarken,

hayat film şeridi gibi geçiyor gözünün önünden.

Fragman güzel.

Final biraz problemli.

Eskiden sabah kalkınca ilk iş telefona bakardık.

Şimdi ilk iş...

"Bugün diz mi protestoda, bel mi grevde" kontrolü.

Eskiden fotoğraf çektirirdik.

Şimdi röntgen.

Eskiden

"Neredesin"

diye sorarlardı.

Şimdi

"Hangi hastanedesin"

Teknoloji ilerledi.

Biz geriledik.

Gençken hayallerimiz vardı.

Şimdi tahlillerimiz.

Gençken aşk acısıyla sabahlardık.

Şimdi tansiyonla.

Romantik şiir yazardık.

Şimdi ilaç saatlerini ajandaya işliyoruz.

Defter aynı defter.

İçindekiler değişti.

Ama kimse şunu söylemiyor:

Yaşlanmak sadece bedenin paslanması değildir.

Aynı zamanda...

İnsanların yavaş yavaş silinmesidir.

Telefon rehberi dolu.

Arayan yok.

Cenazeler çoğalıyor.

Doğum günleri azalıyor.

"Bir ara görüşelim" diyenler kayboluyor.

"Başın sağ olsun" mesajları artıyor.

Bu da hayatın istatistiği.

Gençken dünyayı kurtaracaktık.

Şimdi site yönetiminden kurtulamıyoruz.

Memleketi düzeltecektik.

Şimdi kolesterolle mücadele ediyoruz.

Devrim hayalleri vardı.

Şimdi tuz yasak.

Hayat böyle terbiye ediyor insanı.

Önce omuzdan vuruyor.