Ursula, 'Sofagate' meselesini unutamıyor!

Küresel lojistik hatların, jeopolitik fayların derin kırılmalar yaşadığı günlerdeyiz.

Kızıldeniz'deki güvenlik krizleri, Hürmüz Boğazı'ndaki kronik riskler ve Ukrayna savaşıyla tamamen tıkanan Kuzey Hattı, Batı dünyasını acil ve stratejik bir arayışa itti.

İşte tam bu atmosferde, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen önceki gün Hazar ve Güney Kafkasya odaklı Bakü ve Erivan'a ani bir ziyaret gerçekleştirdi. Küresel ticaret ile enerji denkleminin yeni merkez üssünü ilan etmeye hazırlanan von der Leyen'in hedefinde tabii ki 'Orta Koridor' vardı!

Brüksel'in bu hamlesi, sadece bir enerji tedariki arayışı değil aslında. Asya ile Avrupa arasında "Hürmüz'e karşı bir Hazar sigortası" oluşturma çabası. Ancak bu büyük jeopolitik satranç hamlesi, kendi içinde devasa fırsatlar barındırdığı kadar, yönetilmesi güç riskleri, yapısal çelişkileri ve bilinçli coğrafi körlükleri de beraberinde taşıyor.

Madalyonun parlak tarafına, yani projenin sunduğu olumlu fırsatlara baktığımızda, karşımıza muazzam bir ekonomik entegrasyon çıkıyor. Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Rus gazına olan bağımlılığını sıfırlamak isteyen Avrupa Birliği için Azerbaycan, hayati bir kurtarıcı pozisyonunda!

Hâlihazırda 10'u AB üyesi olmak üzere toplam 16 Avrupa ülkesine ulaşan Azerbaycan doğalgazının arz hacmini artırmak, Avrupa'nın önümüzdeki kış ayları için enerji güvenliğini tahkim eden en somut adım olacak. Üstelik bu entegrasyon sadece gaz borularından ibaret değil. AB'nin 'Bağlantısallık Gündemi Platformu' çerçevesinde Orta Koridor üzerindeki ulaştırma, dijital altyapı ve lojistik ağlarına 2 milyar avroyu aşan devasa bir yatırım paketi hazırlama girişimi de var.

İran'ı ve istikrarsız deniz rotalarını tamamen baypas eden bu güvenli kara ve deniz koridorunun; Asya'dan yola çıkan bir ticari yükün Avrupa'ya ulaşma süresini 45 günden 15 güne indirmesi küresel ticarette bir devrim niteliği taşıyor. Kafkasya'da Karabağ Savaşı sonrası esen barış rüzgârları da işte bu ekonomik akılla besleniyor!

AB, Kafkasya'da aslında acil bir "Rusya karşıtı diplomatik operasyon" yürütüyor! Parlamento seçimlerini yeni kazanan Batı yanlısı Nikol Paşinyan'ı Rusya'nın sert ekonomik ambargolarına karşı korumak için aceleyle Erivan'a giden von der Leyen, 34 milyon avroluk mali destek paketiyle Ermenistan'a âdeta bir "Batı kalkanı" sunarak ön almayı hedefliyor! Yani AB, Erivan'a sunacağı yeni mali destek paketleriyle bölgedeki barış zeminini de bir şekilde finanse etmeyi planlıyor.

Ancak bu noktada Brüksel'in büyük bir jeopolitik hatası ve çelişkisi var! Ursula von der Leyen'in enerji, ticaret ve stratejik iş birliklerinde Türkiye'yi bizzat baypas etmeye çalışmasının, bu diplomatik körlüğünün ve kininin arkasında geçmişe dayalı bir hesaplaşma var! "Sofagate" ile başlayan bu kinini, nisan ayında Hamburg'da yaptığı konuşmada en üst perdeye taşıyan Ursula, Türkiye'yi Rusya ve Çin ile aynı kefeye koyarak, Avrupa'nın bu ülkelerin etkisine girmemesi gerektiğini ifade ederek özellikle Balkanları Türkiye'ye kaptırmamaktan söz etmiş ve Türkiye'ye olan menfi tavrını pekiştirmişti. Bu da "Ursula, 'Sofagate' meselesini unutamıyor galiba" yorumlarını beraberinde getirmişti!