Türk dünyası şahlanıyor...

Türk dünyasının ekonomik gücü tırmanışını sürdürüyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan son küresel büyüme raporları, ekonomi sayfalarının satır aralarında kaybolup gidecek sıradan istatistiklerden çok daha fazlasını fısıldıyor.

Raporun en dikkat çekici çıktısı, Türkiye ekonomisinin 2026 yılı büyüme tahmininin yüzde 3,7'ye yükseltilmesi oldu. Ancak resmi sadece Türkiye ölçeğinde okumak, arka plandaki devasa sinerjiyi ıskalamak anlamına gelir. Bugün Ankara'dan Taşkent'e, Bakü'den Astana'ya kadar uzanan coğrafyada, Türkistan'ın göbeğinde sessiz ama derinden bir ekonomik uyanış gerçekleşiyor. Yıllarca tarih, kültür ve dil üzerinden tanımladığımız "Türk Dünyası" kavramı, bugün milyarlarca dolarlık ticaret hacimleriyle, doğrudan yabancı yatırımlarla ve makroekonomik reformlarla ete kemiğe bürünüyor.

Peki, küresel piyasaların stagflasyon korkularıyla titrediği, tedarik zincirlerinin koptuğu bir dönemde Türk devletleri bu pozitif ayrışmayı nasıl başarıyor

Bu sorunun cevabı jeopolitik konumun doğru ekonomik manevralara dönüştürülmesinde saklıdır. Türkiye, son dönemde uyguladığı rasyonel ekonomi politikalarının ve sıkılaşma adımlarının meyvelerini topluyor. Uluslararası Para Fonunun büyüme tahminini yukarıya doğru yenilemesi, uluslararası sermayenin Türk ekonomisine olan güveninin geri döndüğünün en somut tescilidir.

Enflasyonla mücadelede atılan yapısal adımlar, ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi ve özellikle yüksek teknoloji ile savunma sanayii odaklı üretim modeli, Türkiye'yi küresel fırtınalara karşı korunaklı bir liman hâline getirdi. Üretim çarklarının bu denli dinamik dönmesi, sınırların ötesindeki kardeş coğrafyaları da besleyen bir motor işlevi görüyor.

Büyük resmin diğer önemli aktörleri ise Türkistan'daki kardeş ülkelerimiz.

Özbekistan, başlattığı dışa açılma ve piyasa ekonomisi reformlarında artık olgunluk dönemini yaşıyor. Özelleştirme adımları, yabancı yatırımcıya sağlanan hukuki güvenceler ve pamuğa dayalı tek tip ekonomiden teknoloji ve imalata geçiş süreci, Özbekistan'da çok ciddi bir ekonomik istikrara dönüştü.

Türkistan'ın yıldızı Kazakistan, hem ham madde zenginliğini akıllıca kullanarak hem dijital dönüşümde küresel bir merkez olma yolunda attığı adımlarla hem de proaktif dış politika stratejileriyle ekonomisinin çıtasını çok ciddi ve hızlı bir şekilde yukarı yönlü çıkaran bir ülke oldu.

Can Azerbaycan için Karabağ zaferi bir kırılma noktasıdır. Karabağ zaferinin ardından lojistik gücünü pekiştirerek, enerji gelirlerini çeşitlendirme vizyonuyla hareket etti. Ve bu strateji Azerbaycan ekonomisini pozitif yönlü etkiledi.

Türkistan coğrafyasında makroekonomik düzeyde yaşanan bu canlanma, küresel güçlerin Avrasya üzerindeki stratejik hesaplarını ve denge arayışlarını da kökten sarsmaya devam ediyor.

Binaenaleyh, Türkistan coğrafyasındaki bu büyüme hamlesi, bir yandan Çin'in "Kuşak ve Yol" inisiyatifine alternatif olarak güvenli ve bağımsız bir 'Orta Koridor' rotası sunarak Pekin'in lojistik tekelini kırıyor, diğer yandan enerji arz güvenliği krizleriyle boğuşan Avrupa Birliği için vazgeçilmez bir stratejik ortaklık kapısı aralıyor.