Yazar, Türk Milli Takım'ın Kosova karşısındaki zaferini kutlarken, takımın 24 yıllık beklentiyi başarıyla taşıdığını vurguluyor. Bu başarının ardında Montella'nın teknik yönetimi ve oyuncuların soğukkanlılığı yatıyor, ancak yazarın temel iddiası ülkenin kendi takımını aşağıya çekme riski konusunda. Dünya Kupası finallerine gidecek olan bu çocukları desteklememiz mi, yoksa iç çatışmalarla zayıflatmaya mı devam edeceğiz?
24yılın yükü bu çocukların üzerine binmişti. Kaybedilebilecek bir maçın ardından 24 yılın tüm hatalarının sorumlusu onlarmış gibi gelecekti suçlamalar. Bu yüzden rakip Kosova'ymış, Slovakya'ymış fark etmezdi. Romanya maçında soğukkanlı olmanın kitabını yazan çocuklar, bu kez stresin yakıcı sıcaklığını hissedecekti.
Sanki işlerin beklediğimizden kolaymış gibi geçeceğini hissettiren bir ilk 10 dakika izledik. Zeki sağdan sağdan geliyor, biz de heyecanlanıyorduk. Ne var ki ateşli Kosova, savunma dengemizi bozan bir kaos üretti. Bunun ve tabii ki yağmur lastiklerini takmayan (!) oyuncularımızın düşüşleri korku yarattı.
İkinci yarıda Orkun'un hücumun içinde daha fazla yer alması golü getirdi. İki takımın arasındaki kalite farkı bir yerde sonuca etki edecekti. Gol pozisyonunda etki etti.
Sonrasında Kosova'nın can havliyle saldıracağını tahmin etmek zor değildi. Biraz stres yaşadık ama mutlu sona ulaştık. Bu maçın özelinde İsmail, Orkun, Abdülkerim ve Kenan etkiliydi. Ama hikayenin tamamında Montella ile ekibini ve forma giyen tüm oyuncuları kutluyorum.

60