Yazı, Türk vatandaşlarının AB ülkelerine reddedilen vize başvuruları için ödedikleri milyarlarca lirayı kaybetme sorununun gündeme alınmaması ve diplomatik aracılığa rağmen vize reddi örneğinden hareketle, Türk hükümetlerinin bu haksızlığa sessiz kalmasını eleştirmektedir. Sorun, yalnızca maddi kayıp değil aynı zamanda diplomatik eşitsizlik ve onur kaybıdır. Peki bu sistem karşılıklılık ilkesine dayanmıyorsa, reform çabaları neden gündeme gelmemektedir?
Türk vatandaşları son 10 yılda AB tarafından reddedilen 1.5 milyon vize başvurusuna boşu boşuna 27 milyar TL para ödemiş.
Para yanında yığınla zaman kaybı da söz konusu elbette...
Vize formlarında bir yığın ahiret sorusunu yanıtlıyor, banka hesaplarınıza kadar her şeyinizi açık ediyor, üç günlük vize için günlerce bekliyor, sonunda ret cevabı alıyorsunuz. Ödediğiniz para büyükelçiliğin kasasına gidiyor. Vize talebinizin neden reddedildiği de tarafınıza bildirilmiyor. Bu ülkelerin vatandaşları ise çoğunlukla ülkenize vizesiz girip çıkıyor.
Türk hükümetleri bugüne dek en azından vize talebi reddedilen insanların ödediği bedelin geri verilmesi için girişimde bulunmalıydı. Üzerinde durulmadı.
Elçilik kapılarında onur kırıcı maceramız sürüyor.
REDDİYE
AKP eski milletvekili Mehmet Metiner, ABD vizesi için Ankara'da ABD Büyükelçiliği'ne başvurmuş. Talebe yanıt gecikince Dışişleri Bakanlığı'ndan aracılık istemiş. Dışişleri Bakanlığı ABD Büyükelçiliği'ne şu yazıyı yazmış:
"Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ankara Büyükelçiliğine saygılarını sunar ve aşağıda bilgileri kayıtlı 24. Dönem Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner'e gerekli vizenin verilmesi hususunda Büyükelçiliğin nazik yardımlarını rica etmekten şeref duyar. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı bu vesileyle Amerika Birleşik Devletleri'nin Ankara Büyükelçiliğine en derin saygılarını yineler."
Mektubun Dışişleri gelenekleri ve diplomasi diline uymuyor oluşu günlerdir tartışılıyor.
ABD Büyükelçiliği bu mektuba ve cebindeki diplomatik pasaporta rağmen Metiner'e vize vermemiş. Elçiliğin diplomatik pasaportu tanımıyor oluşu ayrıca ilginç tabii...
ERİVAN
Her yıl 24 Nisan Türkiye'ye yönelik bir linç hareketine dönüşüyordu. O günler umarız geride kaldı. Özellikle Ermenistan Başbakanı Nicol Paşinyan'ın çabaları sonucu soykırım konusu ikinci plana düşürüldü, iki ülke ilişkilerinin canlandırılması gündeme girdi.
Ancak normalleşme henüz sağlanmadı.
Büyükelçilikler hâlâ açılmış değil. Sınır kapısı 32 yıldır hala kapalı. Evet bazı pratik açılımlar görülüyor. İstanbul - Erivan hattında uçuşlar sürüyor. Ticari temaslar sınırlı da olsa var. Ancak normalleşme Bakü Erivan barış sürecine bağlı. Karabağ konusunda barış süreci hâlâ tamamlanmış değil. Eğer Azerbaycan Ermenistan arasında kalıcı anlaşma imzalanırsa, bizim ilişkiler de rayına girecek.
Soykırım suçlamaları ve özür konuları, iki ülke arasında dostluk köprüsü kurulursa zaman içinde yoluna girer. Batı'nın körüklediği soykırım gerilimi yerini dostluğa bırakırsa iki ülke de karlı çıkar.
ANDIMIZ
Eski CHP Parti Meclisi üyesi Buket Müftüoğlu, CHP eski lideri Kemal Kılıçdaroğlu hakkında çarpıcı bir anısını aktardı.
Kemal Kılıçdaroğlu; 2009 senesinde, Türküm, doğruyum, çalışkanım diye başlayan 'Andımız'ın kaldırılacağı haberini Buket hanımdan duymuş, o anda:
"İyi ya, (Erdoğan) 40 yılda iyi bir iş yapmış" deyivermiş.
Şaşıran Buket Müftüoğlu:
- Nasıl yani
karşılığını verince Kemal Bey şöyle konuşmuş:

2