Bu kez onlar kazandı; Maden emekçileri...
Birlik oldular, dik durdular, boyun eğmediler, madenci sabrıyla davrandılar, gaz da yeseler tahrik olup şiddete başvurmadılar. Kazandılar.
Bu arada Doruk Madenciliğin elinde tam 2364 maden ruhsatı bulunduğunu öğrendik. Nasıl oluyor bu Saniye Akkoç izah ediyor:
- Türkiye'de maden ruhsatı sistemi, üretim değil, Al - kapat- beklet - devret mantığıyla çalışır.
Ruhsatlar üretim için değil, sermaye ve kontrol aracı olarak kullanılır.
Maden kanununda, ruhsatı alanın bizzat kazma vurması şart değil.
Şirket, ruhsatı alır, proje izinlerini başlatır, sonra bu ruhsat ve izinlerle, iştiraklerine, taşerona, kiracı işletmeye veya sözleşmeli alt firmaya kullandırabilir.
Yani kâğıt üstünde ruhsat sahibi başka, sahada çalışan firma başka olabilir.
Pratikte bu iş, sorumluluğu dağıtma ve iz kaybettirme mekanizmasına dönüşüyor.
Türkiye'de birçok holding maden ruhsatlarını şu amaçla topluyor:
İleride yabancı şirkete satmak,
Altın/ bakır bulunduğunda ortak olmak,
Teminat göstermek,
Borsada şirket değerini şişirmek,
Devlet teşviklerinden yararlanmak...
Velhasıl, maden çıkarmasa bile ruhsatın kendi PARA!...
Asıl büyük avantajlar ise, üretim alt firmaya verilince ortaya çıkıyor.
İşçi maaşını alamazsa taşeron sorumlu.
İş kazası olursa yüklenici firma sorumlu.
Çevre felaketi olursa sahadaki işletmeci suçlu.
Sonuçta... Kâr merkezde, risk taşerondadır.
Ruhsat kapma ve arazi kapatma çok kârlı bir yatırımdır.
MEHMET AKİF
İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif yaşasaydı, İran'ın emperyalizme karşı direnişine bakar bakar ve herhalde:
- Bir kez daha haklı çıktım, derdi...
Ne demişti İstiklal Marşı'nda Şair:
"Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar"
Akif'in Medeniyet dediği kendini medeni göstermeye çalışan emperyalizm idi.
İman ise ulusu ulus yapan tüm değerler.
İran trilyon dolarlık ordulara karşı insan gücüyle direndi.
Düşmanını çaresiz bıraktı.
İsrail - ABD ikilisi şimdi görüntüyü kurtarmak için bir çıkış yolu arıyorlar.
Bu arada dünyayı ekonomik sıkıntılar içine soktular.
Dünya çapında açlık ve fakirliği pompaladılar.
Kepaze oldular.
LİNÇ
Yazar Mine Kırıkkanat'ın bir mesajında Kemal Kılıçdaroğlu'ndan "Kılıç artığı" diye söz etmesi büyük olay oldu. Mine: "Bu deyimin kökenini bilmiyordum, cehaletime verin" dedi ve özür diledi ama fayda etmedi. Linç kampanyası devam etti.
Oysa Mine... Her Cumhuriyetçi, laik , demokrat birey gibi ne mezhep ne ırk ayrımı yapar. Alevileri her zaman el üstünde tutar. İşte onun 2012 yılında, Cumhuriyet'teki yazısından bir bölüm:

4