Türkiye'de de çok sevilen ünlü aktör Robert De Niro, Başkan Trump'a öyle hakaretler sıralıyor ki… Başına bir şey gelecek diye biz korkuyoruz, o korkmuyor... Örneğin Trump'a yapıştırdığı sıfatlardan bazıları:
"Dog (köpek),Pig (domuz), Punk (sokak serserisi), Ulusal utanç, Dolandırıcı, Faşist, Ulusal felaket, F.ck" vs...
Donald Trump bu hakaretlere cevap vermiyor mu Veriyor ama sesi havada dağılıp gidiyor.
De Niro'ya yakıştırdığı sıfatlar:
- "Başarısız aktör", "IQ'su düşük", "Hollywood elitlerinin maskotu", "Kimse onu ciddiye almıyor","Aklını kaybetmiş" vs.
★ ★ ★
Peki Trump, ünlü aktöre neden dava açmıyor
Amerikan hukukunu iyi bilen avukat arkadaşımız sorumuzu yanıtlarken diyor ki:
"ABD'de ifade özgürlüğü sınırı çok geniştir. Hakaret etmek, aşağılamak, sert söz söylemek çoğunlukla serbesttir. Hele siyasetçiler ve kamuya mal olmuş kişiler için sınır çok daha geniştir..."
- Bu özgürlük sonsuz mu
- Doğrudan şiddet çağrısı yapmak, "Git, vur, öldür" gibi somut ve yakın tehlike yaratmak veya "Yarın şu saatte seni öldüreceğim" gibi tehditler cezaya tabidir. Ama hakarete ceza verilmez. Trump o sözlere dava açarsa "İfade özgürlüğüne saldırıyor" denir ve ters teper... Bunu göze alamaz. Amerikan demokrasisinde hukuk genellikle vatandaştan yana çalışır."
ACIDIR
Polonya Başbakanı Donald Tusk demiş ki:
"Beş yüz milyon Avrupalı, nasıl olur da üç yüz milyon Amerikalıdan, yüz kırk milyon Rus'a karşı kendilerini korumasını ister
Başbakan orada durmamış devam etmiş:
"Size asıl hayret edilmesi gerekeni söyleyeyim: İki milyar Müslüman, yeryüzünün geri kalanından, yalnızca yedi milyon Yahudiye karşı kendilerini savunmasını bekliyor."
Evet... Bazı gerçekler acıdır... İzahı yoktur.
TULUMBA
Bir dostumuz "Sende de oluyor mu" diye sordu... İnternette bir adrese ilerlerken gözüne ilginç bir başlık takıldığında oraya tıklıyor, onu okurken esas neyi aradığını unutuyormuş.
Hepimizde olabilir...
Buna psikolojide "Tulumbacı sendromu" deniyor.
İsim babası Prof. Üstün Dökmen...
Bu sendrom: "İnsanların ana hedefe giderken aniden hedefle ilgisi olmayan başka bir hedefe yönelmesi" şeklinde tanımlanıyor.
Tulumbacılarla ilgisine gelince…
Eski zamanlarda yangın söndürmeye koşan tulumbacılar türbelerin önünden geçerken durur Fatiha okurlar, sonra yola devam ederlermiş. İstanbul'un her yanı türbe olduğundan onlar yangın yerine yetişene kadar mahalle yanar, biter, kül olurmuş. Etraftakiler: "Duanızı dönüşte etseniz daha iyi olmaz mı" derse de onlar hiç oralı olmazmış...
DUALAR
Tulumbacıları yazarken aklımızdan geçti: Maçlardan önce kameralar önünde dua eden futbolcuları neden maçlardan sonra hiç dua ederlerken görmüyoruz... Özellikle kazananların maçtan sonra bir şükür duası etmeleri gerekmez mi! Kimsenin ibadet tarzına karışmayız da... Aklımızdan geçiverdi işte...

8