Profesör Emre Kongar'ın son kitabı "Hayat Yaşadığına Değsin" herkes için değerli ders ve öğütler içeriyor.
"Başarı için insanlardan çok ilkelere inan, hayat yaşadığına değsin"
diyor Emre Hoca...
Kendisi genç bir akademisyen olarak Hacettepe Üniversitesi'nin kurucuları arasındadır. Prof. İhsan Doğramacı'nın güvenini kazanmıştır. Dönem 12 Eylül dönemi. Prof. Doğramacı, YÖK'ü kurma görevini almıştır. Emre Kongar'a birlikte çalışmayı önerir. Daha önce YÖK yasa taslağını okumuş olan Kongar teklifi reddeder. Doğramacı, sorar:
- Sen insana mı inanırsın ilkelere mi
Kongar:
- Babam bana ilkelere inanmayı öğretti.
- Yanlış... İlkeler sadece genel kuralları belirler. Genel olarak tutum ve davranış önerir. Özel durumlarda hele kriz zamanlarında ne yapacağını söylemez.
İhsan Doğramacı sözü bağlıyor:
"Oysa bir insana inanırsan onun dediklerini yaparsan o insanla birlikte yükselirsin.
Bir kişiye itaat edersen bin kişiye emredersin"
İhsan Doğramacı bu sözlerle Kenan Evren'e itaat ederek bütün üniversiteleri emri altına aldığını belirtiyor...
Prof. Kongar YÖK'le ilgili "Birlikte çalışalım" önerisini kabul etmez. Senato tarafından kabul edilen profesörlüğü YÖK tarafından onaylanmaz. Sakalını kesmesi için yapılan baskılar dayanılmaz hal alır. Ve çok geçmeden Hacettepe'den istifa eder.
12 Eylül'ün ve YÖK'ün günahlarına ortak olmaz. Hayata onurlu yollardan devam eder.
DANS DANS
Bendeniz dans etmesini bilmem.
Tempo ve figürler konusunda da bir fikrim yoktur.
Ancak halkımızın dans konusunda benden de cahil olduğunu düşünüyorum.
Düğünlerde, meydanlarda orada burada dans eden insanlara bakın ne dediğimi anlarsınız.
Geçende orkestra "Kadifeden kesesi"ni çalıyordu.
Oynayanlara baktım.
Kimisi çiftetelli oynuyor.
Kimisi erik dalı.
Kimi Roman havası,
Çoğunluk Ankara zeybeği
Kimisi kasap havası
Bazısı dans diye garip hareketler yapıyor.
Pistte herkes kafasına göre takılıyor
Çaça ve samba figürleri yapan bile var.
Kötü bir şey mi
Onu söylemiyorum
Benim gibi uzaktan seyredeceğinize piste çıkıp birtakım hareketler yapmak elbet kenarda bön bön oturmaktan iyidir.
İyidir de yıllardır düğünlerde müziği duydu mu piste fırlayan halkımız biraz da figürlerini müziğin temposuna uydurmayı yani kuralıyla dans etmeyi öğrense iyi olmaz mı
MATBUAT
Matbuat anıları arasından bir sayfa çekip alıyoruz.
Savcı, gazete yazarı, yargıç üçgeninde geçen bir kısa hikâye...
Sene 1954... Seçimler yapılmış... Demokrat Parti ezici bir zafer kazanmış. CHP yenik ve yıkık. Tabii CHP'yi tutan yazarlar da... Bedii Faik, Dünya gazetesinde sitemkâr bir kısa fıkra yazıyor. Şu kadar bir yazı:
"A benim sevgili milletim
Doktor varken üfürükçüyü yeğlersin
Sünnetçi varken berberi
Hastane varken çıkıkçıyı
Eczane varken aktarı
İşte şimdi de DP'yi...
Hayırlı olsun..."

3