DÜNYA KURTULDU
Medya, terörist şüphelilerin soyadlarını gizlerken ünlüler için aynı korumayı neden uygulamıyor - bu seçicilik hukuka mı, vicdana mı aykırı?
Yazar, dört farklı konuda köşe yazısı derlemesi sunmaktadır: İran'ın direnci, İslamcılar arası hoşgörü eksikliği, II. Dünya Savaşı'nda Karadeniz stratejisi ve medyanın ünlülere karşı hukuksuz uygulaması. Yazının merkezinde, medya ve adli sisteme yönelik temel eleştiri yer almakta, özellikle ünlüler ile sıradan şüpheliler arasında yasal korumalarda yaşanan ayrımcılık vurgulanmaktadır. Bu hukuksuzluk gözlem ve yapısal sorun olarak değerlendirilse de, sistemin kimseyi rahatsız etmemesinin nedeni gerçekten mekanizmalı kayıtsızlık mıdır, yoksa sosyal ayırımcılığın normalleştirilmesi midir?
Küresel çılgın birkaç dakika olsun aklın sesini dinledi ve dünya bir cehennemin eşiğinden döndü. Korku dolu saatler Pakistan aracılığıyla alınan ateşkes kararıyla sona erdi. İran devleti, halkıyla, yönetimiyle, çoluğuyla, çocuğuyla direndi ve kazandı. Tarihe dirençli ve inançlı halkların topla, tüfekle, uçakla, füzeyle yenilemeyeceği gerçeğini kazıdı.
İran sadece topraklarını ve petrolünü savunmadı; aynı zamanda ulusal onurunu, çocuklarının geleceğini, kadınlarının iffetini, binlerce yıllık kültürel zenginliğini, büyük düşünür ve ozanlarının, Hafız'ın, Ömer Hayyam'ın, Şirazi'nin, Firdevsi'nin, ibni Sina'nın hatırasını da savundu.
Ezilen ülkelere cesaret verdi. İnsanlık tarihinde yeni sayfalar açıldı.
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
İsrail, Ortadoğu'nun mutlak gücü gibi davranamayacak.
ABD, her ülkeyi istediği gibi diz çöktürebileceği hayalinin sınırlarına çarptı.
Batı dünyasında ABD için "mutlak güç" algısı çatladı.
Güney Amerika'dan Afrika'ya kadar birçok ülke, başını biraz daha dik tutacak.
Silahın korkusu, bağımsızlık arzusunu bastıramayacak.
Küresel delinin karizması biraz daha çizilecek...
Evet... Hayat biraz daha pahalanacak. Ekonomik bedeller ödenecek. Ama bazı anlar vardır ki...İnsanlık onuru, hesap kitap tanımaz.
Bu kriz yalnızca İran'ı değil, Dünya medeniyetini de büyük bir yıkımdan kurtardı. Mutlu sona ulaştık...
DÖNÜŞÜM
Şair İsmet Özel, Mülkiye'de arkadaşımızdı. Türkiye İşçi Partili bir komünistti. Okulu bıraktı. Ne oldu bilinmez, sonraki yıllarda hidayete erdi, İslamcı oldu. Necmettin Erbakan'ın partisine geçti. Hâlâ da o tarafta yer alır. Gördüğümüz kadarıyla o partide kimse ona "Eskiden komünistti bundan İslamcı olmaz" demedi. Aralarına aldılar. Bu dönüşü yapan başkaları da oldu. Onları da mazisiyle yargılamadılar.
Seküler kesimde böyle olmuyor... Kendi içinde ilerleme kaydetmiş, İslamcı kesimden laik kesime geçmiş biri olunca... Derhal tırnaklar çıkarılıyor... Adam ne zaman doğruyu söylese derhal geçmişi hatırlatılıyor... Bir İslamcı değişip dönüşüp laik ve demokrat olamazmış gibi linç operasyonu başlatılıyor.
Neden böyle
Çünkü bu kesimde kimse kimseyi beğenmiyor.
İnsanların değişebileceği gerçeğini kimse aklına getirmiyor.
İnsanları harcamak kazanmaktan daha kolay geliyor.
Değiştirelim şu yanlış tavrımızı...
HİTLER!
Karadeniz önemli bir stratejik alandır. Rusya ile mücadele etmek isteyen Karadeniz'de var olmak ister.
İkinci Dünya Savaşı'nda Hitler de Karadeniz'e inmeyi zorunlu gördü. Ancak Türkiye, Montrö Antlaşması'na dayanarak Boğazlar'ı savaş gemilerine kapatmıştı.
Peki çare
Hitler, Fatih'in gemileri karadan yürütmesine benzer bir çare üretti. 6 adet Alman cep denizaltısını Tuna'dan geçirerek Karadeniz'e indirdi. Nasıl mı 6 adet U-bot, Almanya'nın liman şehri Kiel'de parçalara ayrıldı. Kâh kanallardan, kâh karayolundan geçirilip Tuna Nehri üzerinden Romanya'nın Köstence limanına indirildi. Bu denizaltılar epey Rus gemisinin canını yaktı. Üçü Rus gemilerinin ateşiyle battı. Diğer üçü savaş sonunda Alman mürettebat tarafından batırıldı. Alman denizciler karadan Türkiye kıyılarına çıkarak teslim oldular. Esir kampına alındılar. Macera böyle sona erdi.

4