DİLEKLERİMİZ

Ömrümüzde yeni sayfa açan 2026 yılının

Bütün yurtta ve dünyada,

Adalet, hukuk, ahlak, erdem, namus, vicdan, kavramlarının yüceldiği

Pahalılığın halkı ezmediği

Çocukların okula aç gitmediği

Çalışanların hakkını aldığı

Kadınların onuruyla yaşadığı

İnsanların anlamsız kazalarda boşuna ölmediği,

Savaşların durduğu, silahların patlamadığı

Askerlerin, polislerin akşam evlerine sağ salim döndüğü

Ormanların yanmadığı, ağaçların kurumadığı

İnsanların sabaha karşı boş yere gözaltına alınmadığı

Haksız yere hapis yatırılmadığı

Suçların cezasız kalmadığı

Sevgi, saygı, insaf, izan gibi duyguların çoğaldığı

Tüm çocukların çağdaş eğitimden nasiplendiği

Ulusun dünyada onurlu yerlere tırmandığı

Bilimde, sanatta, sporda yüzümüzün güldüğü

Kitapların, gazetelerin yok sattığı

Üniversitelerin toplumu aydınlattığı

Noel bayramı ile yeni yılın farklı şeyler olduğunun anlaşıldığı,

Ulusal değerlerin korunduğu,

Vatanımızın huzurla dolduğu,

İnsanların yarınlara umutla baktığı

Bir yıl olmasını diliyoruz...

KUTLU OLSUN

ALL SAİNTS

İstanbul Moda'da, Barış Manço müzesinin hemen karşısında küçük bir kilise vardır: All Saints Kilisesi... 1878 yılında bu sokakta yaşayan Whittall Ailesi tarafından yaptırılmıştır. Anglikan Kilisesi'ne bağlıdır. Artık pek cemaati kalmamıştır. Belli günlerde ayin yapılır. Çoğu zaman konferans ve ücretli konserler düzenlenir. Bu etkinliklerde zaman zaman türbanlı hanım kızları da görürsünüz.

Geçen akşam Noel yortusunda bu kilisede bir şenlik düzenlendi. Bir de küçük bando çağırılmış etkinliğe. Bu bando gecenin sonunda neyi mi çalmış. Videoda izledik:

"İzmir'in dağlarında çiçekler açar" diye başlayan ve "Yaşa Mustafa Kemal Paşa" diye devam eden marşı çalmışlar...
Orada bulunanlar da yürekten alkışlamışlar.

DOKTOR ANISI...

Eski hastaneler, eski doktorlar, eski hemşireler hatta eski hademeler farklıydı.

Şartlar bambaşkaydı.

Prof. Selçuk Erez, gençlik anılarını topladığı "Öpüşmek Yasaktı, Düşünmek de" adlı eski kitabında anlatır...

1950'lerde Tıp Fakültesi'ni bitirip kadın doğum asistanı olarak göreve başlayan Selçuk Erez'i ameliyat yeteneği kazanması için bir ara cerrahi kliniğine gönderirler. İlk nöbetinde önüne cama tekme atıp kendisini fena halde yaralamış bir sarhoş gelir. Ortada hademelerden başka kimse yoktur. Genç asistan, hademe Osman Efendi'nin yardımıyla önce damarı bulur. Tam dikecekken sarhoşun bacağını sallamasıyla elindeki damar kopar... Erez telaşlanır:

- Eyvah şimdi ne yapacağız

Osman Efendi der ki:

"Durum şimdi ciddileşti. Bunu sen dikemezsin. Şimdi al şu havluyu, gösterdiğim şekilde bastır; damarı ben bulup dikeceğim."
Ve kanayan damarı bir güzel bulup layıkıyla diker...

Eski hademeler adeta doktor gibiydi...

NOEL

En güzel Noel Baba fıkrasını yıllar önce bir din adamı dile getirmişti.

Demişti ki:

- Noel Baba makbul bir adam olsaydı damdan değil kapıdan girerdi...