BÜYÜK TAARRUZ

Tarih 26 Ağustos 1922... Seher vakti... Toplar gümbürdüyor. Başkumandan Mustafa Kemal komutasındaki ordumuz işgalci Yunan ordusuna karşı büyük taarruzu başlatıyor. Ölümcül çatışmalar Başkumandanlık Meydan Muharebesiyle 30 Ağustos'ta sonuca ulaşacak, kazanılan zafer tarihe altın harflerle kazınacaktır.

Zafer, Mustafa Kemal'in strateji dehası, komutanların ustalığı, ordumuzun kahramanlığı, halkın büyük özverisi ile kazanılmıştır.

Büyük Taarruz'dan sonra Yunan orduları İzmir'e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla Anadolu işgalcilerden temizlenmiş oldu.

Ülkemiz halkı Birinci Dünya Savaşı'nı yenik bitirmiş, 400 bin şehit vermiş, silahları alınmış, yakılmış, yıkılmış, ancak teslim olmamış, en zor koşullarda savaşarak bağımsızlığını tekrar kazanmıştır.

Falih Rıfkı Atay 30 Ağustos'u şöyle anlatır:

"Nemiz varsa; bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaş olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu Batı'nın, vicdanımızı Doğu'nun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcağını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak; hepsini, her şeyi 30 Ağustos Zaferi'ne borçluyuz."

Bu savaşı kazanmasaydık çok çok İç Anadolu'da Sevr antlaşmasının çizdiği sınırlara tıkılıp kalmış güdük bir ülke olacaktık.

OLMAYAN ÖRGÜT

200 sanıklı "Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davası"nda kararlar açıklandı...

Mahkeme "örgüt yok" dedi.

Örgütün lideri denilen İhsan Aktaş beraat etti.

Rıza Akpolat, Zeydan Karalar, Oya Tekin, Utku Caner Çaykara ve Kadir Aydar gibi belediye başkanları ise rüşvet almak suçundan çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı.

Rüşveti verdiği iddia edilen müteahhit Aziz İhsan Aktaş "etkin pişmanlık nedeniyle" cezadan muaf tutuldu.

TCK 254'e göre...

Rüşvet veren kişi, rüşvet olayı resmi makamlarca öğrenilmeden önce durumu yetkili makamlara bildirirse bu suçtan ceza görmeyebiliyor.

Rüşvet alanlar ise bu maddeden yararlanamıyor.

Tabii rüşvet aldığı iddia edilen kişinin suçu ihale belgeleri, kayıtlar, tanıklarla ayrıca kanıtlanmak zorunda.

Peki kanıtlandı mı

Ceza alanların ifadelerine bakıyoruz...

Her biri "Bu kararlar üst mahkemeden döner çünkü elle tutulur kanıt yok" diyor. Bakalım üst mahkeme ne diyecek

KÜÇÜKBALIK

Bir yolcu akşam vakti dağ yollarında giderken, arkadan gelen bir başka yolcu kendisine yetişmiş, yol arkadaşı olmuşlar. Geç vakit bir hana varmışlar... Hancıdan yiyecek bir şeyler istemişler:

- Sadece iki balığım kaldı. Onları pişirip getireyim, demiş hancı.

Getirdiği balıklardan biri büyük, öteki küçükmüş. Yolculardan biri hemen büyük balığı alıp tabağına koymuş. Doğal olarak, öteki suratını asmış.

Büyük balığı alan sormuş:

- Niye surat ediyorsun

- Balık seçimini beğenmedim.

- Sen olsan hangisini alırdın

- Ben olsam küçüğünü alırdım, diye cevap vermiş beriki.

- İyi ya işte, demiş adam, küçük balık yine sana kaldı.