Tuncer Bakırhan haklı: Suriye'ye Dışişleri değil İçişleri baksın! - MELİH ALTINOK

HDP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Suriye güvenlik güçlerinin Halep'te PKK uzantılarına yönelik operasyonu hakkında konuşurken, "Türkiye'yi uyarıyoruz: Gerilimi tırmandıran değil, diyaloğu güçlendiren bir politika izleyin" dedi.
Yetinmedi, ekledi:
"Aksi hâlde Türkiye, 60 milyon Kürt'ün gözünde anti-Kürt siyaset yürüten bir ülke olarak anılır. 25 milyon Kürt'ün yaşadığı bir ülkede, onların akrabalarına düşmanlık yapmak vicdansızlıktır."
Evet, beyefendinin kendisi de Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi. Allah korusun, yarın bir gün savaşa girilse, ordunun yetkileriyle ilgili kararlarda onun oyuna da başvurulacak.
O gün geldiğinde nasıl bir tavır alacağına dair işaretleri ise bugünden veriyor.
Milli Savunma Bakanı'nın açıklama yapmasını bile manidar bulduğunu söylüyor.
Dışişleri Bakanı'nın Türkiye sınırları dışındaki bu meseleyle neden bu kadar ilgili olduğunu sorguluyor.
"Dışişleri Bakanı ya, ondan olabilir mi" deyip geçmeyin.
Zira sorusunda haksız sayılmaz.
Sınırı bile olmayan, küresel güçlerin ulusal güvenlik meselesi sayıp nüfuz mücadelesi yürüttüğü Suriye'nin, Türkiye ile tam 911 kilometrelik bir sınırı var.
Düne kadar eyaletimiz olan; diliyle, diniyle, kültürüyle; Türkü'yle, Kürt'üyle, Arap'ıyla Antep'ten, Hatay'dan ayıramayacağımız bir coğrafya burası.
Göbekten bağlıyız.
Uzatmadan söyleyelim: Suriye, herkesten çok Türkiye'nin meselesidir.
İç savaş, işgal, terör, kaos ve "devrim" süreçleriyle şekillenen son 13 yılda ortaya çıkan tablo artık sadece dış politika başlığı değildir; Türkiye'nin iç işidir.
Hâl böyleyken, Suriye devletinin talebiyle sürdürülen ve uluslararası hukuka uygun bu fiili sürece yalnızca Dışişleri'nin değil,