Daha ne olmalıydı mesela Yıllardır Kürt milliyetçiliğinin karşısında konumlanan MHP'nin lideri çıkıp "Abdullah Öcalan tek muhataptır" dedi. Bununla da yetinmedi, "Gelsin Meclis grubunda konuşsun" çağrısı yaptı. Türkiye siyasetinde "tabu" denilen ne varsa, bir bir yıkıldı.
Ancak çok geçmeden görüldü ki, asıl tabular, aşılmaz duvarlar devrimci geçinen PKK cephesindeymiş.
Bahçeli'nin "kurucu önder" ifadesini kullanmaktan çekinmediği bir atmosferde DEM, bırakın ezber bozmayı, Kandil'deki sert retoriğin bile gerisine düştü.
Eşbaşkanlarının, gazetecilerin "Süreçten beklentiniz ne" sorusuna verdiği şu yanıt, aslında durumun özeti:
"Yani... Şimdi... Anadilde eğitim şart, mesela bakın Kürtçe konuşayım siz beni anlamayacaksınız. Neden Hani eşit vatandaştık"
Varsa siz hatırlatın... Yıllardır "gerici, faşist, statükocu" diye yaftaladıkları Bahçeli'nin süreçte attığı bu radikal adımla kıyaslanabilecek tek bir çıkışları oldu mu Yeni ne söylediler, hangi riskli cümleyi kurdular, hangi ezberi bozdular
Suriye ordusu, YPG'ye operasyon düzenledi de üzerlerindeki ataleti silkeleyip attılar. Sınır bölgelerine koştular; 7-8 Ekim benzeri bir provokasyonu devreye sokmak için çırpındılar. Dertlerinin "eşit yurttaşlık" değil, PKK'nın bekası ve bölgesel ajandasının devamı olduğunu bir kez daha teyit ettiler.
Nitekim bakın: Şara'nın, 64 yıl sonra Suriyeli Kürtlere vatandaşlık vermesini kazanım sayan Mazlum Abdi bile bizim DEM'liler kadar sinirli ve maksimalist görünmüyor.
Türkiye iç siyasetine gelince tablo daha da berraklaşıyor. Bir süre önce Öcalan'ın kilim hediyesini elden ulaştırdıkları Bahçeli'ye "kuru temizlemeci" diyenler, bugün Apo'yu ziyaret eden

6