Süreç hukuki iskeleti sağlam

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün Beştepe'de MHP lideri Bahçeli'yi kabul etti. Görüşmede, Meclis'e 360'a yakın imzayla sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" görüşüldü. Terörsüz Türkiye sürecinin hukuki iskeletini oluşturan metne bir göz atalım.
Öncelikle en kritik nokta şu: Bu yasa bir "af kanunu" değil. Suçları silmiyor, mahkûmiyetleri yok saymıyor, kimseyi masum ilan etmiyor. Gerekçede açıkça belirtiliyor. "Mahkûmiyet hükümlerini ortadan kaldırmıyor, suçun niteliğini değiştirmiyor."
Geçmiş silinmiyor; sadece belirli şartlar gerçekleşirse, belirli suçlar için "bekleme süresi" yani erteleme getiriliyor. Yasanın devreye girmesi için şart çok net. PKK/KCK ve bağlı tüm yapıların fiilen ortadan kalktığı, ellerindeki silah ve mühimmatın tamamen teslim edildiği güvenlik birimlerince tespit edilecek.
Bu tespit Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilecek ve Resmi Gazete'de yayımlanacak. "Önce silahlar sussun, sonra hukuk devreye girsin" prensibi işliyor.
Kapsama giren suçlar net. Örgütü kurma-yönetme, üyelik, yardım, propaganda ve örgüt adına işlenen bazı suçlar ile terör finansmanı. Yani klasik "örgüt suçları".
Kesinlikle kapsam dışı bırakılanlar ise örgüt faaliyeti içinde kasten adam öldürenler ile 1 Haziran 2005'ten önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezası alanlar.
Bu ikinci madde özellikle Öcalan'ı ve o dönemdeki üst düzey isimleri dışarıda bırakıyor. Bu iki istisna çok net çizilmiş; "herkes yararlanacak" algısı oluşmasın diye özellikle vurgulanıyor.
Uygulama şöyle işleyecek: MGK kararı Resmi Gazete'de çıktıktan sonra 6 aylık başvuru süresi başlıyor. Başvurusu kabul edilenler için üst sınırı 15 yıl ve daha az ceza gerektiren suçlarda soruşturma veya kovuşturma 5 yıl, daha ağır cezalar için 10 yıl erteleniyor.
Aynı mantık kesinleşmiş cezaların infazı için de geçerli. Süre içinde yeni bir suç işlenmezse dosya düşebiliyor. Tutukluluk ve adli kontrol tedbirleri de yeniden değerlendirilecek.