Sahtekâr yansın piyasa yanmasın

Fon skandalında adı öne çıkan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kayan ve diğer isimler, bizzat partililer tarafından yerden yere vuruluyor.
Hükümete yakın gazeteciler mevzuyu didik didik ediyorlar.
Kimse çıkıp "masumiyet karinesi" bile demiyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da günlerdir konuyla ilgili sert mesajlar veriyor. "İçimize sızanlar, sızdırılanlar" ifadesiyle ciddi bir arınmanın başlayacağının işaretini veriyor.
İBB yolsuzluk davası süreci başladığında muhalefetin topyekûn sokağa dökülüp sanıkları desteklediği düşünülürse, fon krizinde tek bir kişinin bile zanlıları savunmaması kayda değer.
Faillerden yalnızca kullanışlı olanlara işaret ediyorlar ama muhalefetin konunun üzerinde tepinmesi de anlaşılır. Aylardır yolsuzluk davaları, CHP'nin bölünmesi, AK Parti'ye geçen belediye başkanları derken sıkıştıkları köşeden çıkmak için mevzuya dört elle sarıldılar.
Siyasetçisinden bürokratına, SPK'sından MASAK'ına kadar bu soyguna ortak olan, göz yuman kim varsa hukuk önünde hesap vermesi, bu kişilerin elde ettiği haksız kazançların geri alınması tüm Türkiye'nin talebi.
Kimse kamuoyunda oluşan bu "hakkaniyet mutabakatına" direnemez.
Ancak bir de önümüzde kaya gibi duran mağduriyet sorunu var. On binlerce insan bu çarka elindekini avucundakini kaptırdı.
"Biz mi dedik, ne yapalım, risk almasalardı" diyerek işin içinden çıkamayız. Zira mesele yalnızca borsadaki spekülatif kâğıtlara para yatıranlar değil. Fonlar üzerinden yatırım yapan pek çok insanın piyasaya, kurumlara güvenmekten başka suçu yok.