Ukrayna'nın Karadeniz'deki Türk gemilerine yaptığı saldırıları önemsemeyen muhalefet cephesi, son günlerde failin Rusya olduğu iddia edilen saldırılardan sonra konuya ilgi göstermeye başladı.
Kremlin, Kiev'in iddialarını reddediyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova, 13 Ekim'de yaptığı açıklamada saldırıları Ukrayna'nın yaptığını; Kiev'in sivil ticaret gemilerine (petrol, tahıl vb. taşıyan) bilinçli olarak saldırarak enerji ve gıda piyasalarını destabilize etmeye çalıştığını söyledi.
Ocak 2026'dan itibaren Azak- Karadeniz bölgesinde 250'den fazla böyle saldırı olduğunu, sadece Rus bayraklı veya Rusya çıkarına çalışan gemiler vurulurken Batı'nın sessiz kaldığını, şimdi ise konunun büyüdüğünü vurguladı.
Eylül başında yazdığım "Hürmüz'ü bırak Karadeniz'e bak" başlıklı yazıda, kuzeyimizdeki gelişmelerin küresel ticaret yolları üzerindeki boğazların sabote edilmesi projesinin bir ayağı olduğunu iddia etmiştim.
Trump ile Putin arasındaki dizel anlaşmasından saatler sonra Rusya'daki petrol nakli tesislerinin vurulması, bu tezi destekler nitelikte bir gelişmeydi.
Evet, bu savaş finans kapitalin vekâlet savaşı.
Trump yönetimiyle birlikte ABD'nin Ukrayna cephesine desteği azalırken, tahılın, kömürün, gübrenin ve petrolün önemli geçiş noktalarından biri olan Karadeniz'in güvenliğinin sabote edilmesi, sorunun küreselleşmesine yarıyor.
Tıpkı Hürmüz'deki ve Babülmendep'teki gerginlikte olduğu gibi.
Trump'ın Rusya'yı öncelikli tehdit olmaktan çıkaran perspektifi nedeniyle dünya sahnesindeki yegâne varoluş zeminini kaybeden finansın başkenti Londra'nın, bu süreçte bayraktarlığı daha fazla üstlenmesi de şaşırtıcı değil.
Garip olan, Türkiye muhalefetinin bekasını bu eksene bağlama hatasında ısrarcı olması.
Hatırlayın, seçim döneminde de Türkiye-Rusya ilişkilerini dillerine dolamışlardı.
İktidara gelirlerse

2