Tulsi Gabbard'ın Ulusal İstihbarat Direktörlüğü'nden ayrılırken yayınladığı belgeler, pandemi döneminin karanlık yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Beyaz Saray Kovid-19 Görev Gücü'nün önde gideni ve Joe Biden'ın Baş Tıbbi Danışmanı Fauci'nin, Wuhan Viroloji Enstitüsü'ndeki araştırmalara Amerikan vergi paralarını aktardığı, laboratuvar sızıntısını baştan beri bildiği hâlde "doğal yayılım" yalanını pompaladığı ve Kongre'de yemin altında yanıldığı artık resmi kayıtlarda sabit.
Evet, pandemi planlı bir güç ve kâr operasyonuydu. Bir sağlık krizi olmanın ötesinde, küresel bir kontrol operasyonu olarak yönetildi. Korku pompalanarak toplumlar eve kapatıldı, ekonomiler çökertildi, özgürlükler askıya alındı. Maske, kapanma ve özellikle aşı mandaları dayatıldı. Eleştirel sesler derhal susturuldu, itirazlar komplo teorisi ilan edildi.
BioNTech'in Türk kökenli kurucuları Uğur Şahin ve Özlem Türeci'yi hatırlayın. "Türk mucizesi" diye milliyetçi bir sahiplenme furyası yaşandı. Aşılar milyarlarca dolarlık kâr getirirken bu çift "ülkenin gururu" ilan edildi. Bugün ise aynı insanlar, o aşının yol açtığı sorunları tartışmaktan özenle kaçınıyor.
20'li, 30'lu yaşlarda görülen ani kalp krizleri, miyokardit vakaları ve açıklanamayan ani ölümler için her türlü bahane devreye sokuluyor: "Spor yaparken oldu", "Stresten kaynaklandı", "Genetik yatkınlık"... Ama aşı bağlantısı ağza bile alınmıyor. Milyarlarca doz satılmış, devasa kârlar elde edilmişken hesap sormak kimsenin işine gelmiyor.

3