Ortadoğu yine dünyayı sarsıyor. Şubatta patlayan İran-ABD-İsrail savaşı geride kaldı ama nisanda ilan edilen kırılgan ateşkes, Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapattı.
Dünya petrol ticaretinin yüzde 20-25'inin geçtiği o dar su yolu artık barut fıçısı. İran abluka uyguluyor, ABD "özgürlük" operasyonları düzenliyor, denizde her an yeni bir kıvılcım çıkabiliyor. 2026'nın en kritik jeopolitik sınavı tam burada yaşanıyor.
Trump'ın Çin ziyaretinden döner dönmez Netanyahu'yla yapacağı görüşme bu tablonun en hassas halkası. Siyonistlerin kontrolündeki İngiliz ve Amerikan basınının, Trump'ın Çin temaslarından bir sonuç çıkmadığına dair yürüttüğü kampanya da Netanyahu'nun elini rahatlatmaya yönelik.
Xi Jinping'in boğazın açılmasına dolaylı katkı sinyali vermesi boşuna değil. Pekin, Tahran'a açıktan baskı yapmasa da küresel ticaretin tıkanmasına tahammülü olmadığını net gösterdi. Enerji güvenliği Çin için kırmızı çizgi.
Washington'da da işler karışık. Savunma Bakanı Pete Hegseth'in agresif duruşuna rağmen Pentagon'da ve Başkan Yardımcısı Vance çevresinde temkinli sesler yükseliyor. Silah stokları eriyor, sivil kayıplar artıyor, uzun vadeli bir batağa saplanma riski büyüyor.
Bu iç gerilim Washington'a esneklik kazandırıyor olabilir ama müttefiklerde "Amerika tam olarak ne istiyor" sorusunu güçlendiriyor.
Peki sonuç
Hürmüz kapalı kaldıkça petrol fiyatları uçuyor,

13