Resmiyette ABD, Riyad'a beşinci nesil savaş uçağı yolunu açtı. Trump, Suudi Arabistan'a 48 adet F-35 satışı için Kongre'ye bildirim gönderdi.
Ancak 24 milyar dolarlık paket henüz kapanmış bir anlaşma değil; inceleme sürüyor, Demokratlar "Çin teknolojimizi çalar" diyor. Teslimat da uzak; 5 yılı bulur deniyor.
Herkes uçağa bakıyor. Ancak Riyad'ın derdi semada değil. Suudi Arabistan da tüm dünya gibi petrolle terbiye ediliyor.
Krallık dört bir yandan kuşatılıyor. Kuzeyde savaşın gölgesi, güneyde Yemen, doğuda Hürmüz...
Bir tek batı kalmıştı.
Suudi Arabistan malını Yanbu'ya, Kızıldeniz'e kaydırdı. Bir kapı daralınca öteki kapıdan nefes alındı. Husiler tam o nefese oturdular. Mocha düştü, Perim tutuldu, Babülmendep'in eşiği el değiştirdi. Gemilere ateş açıldı, tesislere İHA indi, bir F-15'in düşürüldüğü konuşuldu, Mekke civarında alarm verildi.
Yedek güzergâh da riskli hâle geldi.
Gücünün kaynağı petrolü kuyuda duruyor; satacak yollar tıkanıyor. Krallığın manevra alanı daralıyor.
Soru belli: Bu sıkışma kimin işine yarıyor
Bence en çok İsrail'in.
Çünkü ortaya çıkan harita tam da onların istediği gibi. Suudi Arabistan yıllardır hem kasa, hem kutsal belde hem de Washington kapısının merkezi. Şimdi o ağırlık iki boğazın arasında inceliyor.
İsrail halihazırda bölgedeki tek F-35 sahibi.
"Parmak izi yok" demek bu yüzden zor. Husiler falan hikâye. Sahada tüfeği kimin tuttuğu ayrı, çıkan manzaranın kime yaradığı ayrı...
Tel Aviv'in istediği şey, Riyad'ın rahat nefes aldığı bir Körfez değildi.
İran'ı yalnızca İsrail'e kilitli sanmak da işi eksik bırakıyor. Tahran'ın asıl derdi, çoğu sahnede Tel Aviv değil, başta Suudi Arabistan olmak üzere Sünni rakiplerini yormak.
İsrail'e füze atmak gürültü çıkarır. Suudi'nin petrol yolunu kesmek ise düzeni sarsar.
Hürmüz sıkılınca yanan ilk lamba Riyad'dır.

2