Suriye ordusu, birkaç gün içinde, dönemin DEM Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın "Fırat'ın batısına da geçecekler, siz de Ankara'dan mal mal bakacaksınız" diye tezahürat yaptığı PKK-YPG'yi, Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye sınırında dar bir alana hapsetti.
Yardımlarına yine DEM'in zamane eşbaşkanları koştu. Grup toplantılarını Nusaybin'de yaptılar, sokakta Türk bayrağını indiren grupları kışkırttılar.
Aslında, Türkiye, Irak, İran ve Suriye'den toprak koparıp "Size devlet kuracağız" masalıyla Kürtlerden taban devşiren yarım asırlık PKK'nın sözde "milenyum projesi" ta 2024'ün sonlarında fiilen çökmüştü.
1999'da Apo'nun yakalanıp Türkiye'ye verilmesinin ardından başlayan süreç; Suriye'nin ve Irak'ın kuzeyinde Türkiye sınırı boyunca uzanan, sırtını İran'a dayayan ve Akdeniz'e açılan bir PKK devleti kurulmasını hedefliyordu.
İsrail için de hayati öneme sahip olan bu proje, son çeyrek yüzyıl boyunca Türk devletinin hem iç hem dış politikada en temel meşguliyetlerinden biri oldu.
Derken 2024 Kasım'ında ABD seçimlerini, 2016'dan bu yana Suriye'den çekilme vaadini dillendiren, bölgedeki YPG varlığının tek meşruiyet gerekçesi olarak sunulan DEAŞ için "Obama kurdu" diyen Trump kazandı.
Aralık ayında ise Türkiye'nin kontrolündeki İdlib'den yola çıkan Colani, oluşan boşluğu iyi değerlendirdi. Türkiye'ye karşı YPG'yi Suriye'nin kuzeyine yerleştiren Esad devrildi.
Trump fırtınası, düne kadar örgüte parça başı iş veren Avrupalı devletleri ve İran'ı meşgul ettiği için de PKK'ya iyi gelmedi. Pentagon kalkanının kalkması yetmezmiş gibi, Kandil bölgedeki potansiyel müşterilerini de

4