İran'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak
Netanyahu'nun intikam operasyonlarının kısa vadede başarılı görünmesi, ABD'nin Ortadoğu'daki prestij kaybından sonra İsrail'e ne mal olacak?
Yazar, Netanyahu'nun 7 Ekim'den sonra yürüttüğü operasyonların Gazze'de, Lübnan'da ve İran'a karşı kısa vadeli başarılar sağladığını ancak bunun ABD'nin bölgedeki gücünün zayıflamasıyla uzun vadede İsrail'e pahalıya mal olacağını iddia ediyor. Bu sonuçtan faydalanan gücün Türkiye olabileceğini öne sürüyor. Ancak Körfez ülkelerinin alternatif arayışları gerçekten başlayacak mı, yoksa yapısal bağımlılıklar devam mı edecek?
7 Ekim 2023'deki Aksa Tufanı saldırılarını gerekçe gösteren Netanyahu, o gün bugündür güya "intikam" alıyor. Harabeye dönen Gazze'de belki terörün dozu düştü ancak şu ana kadar 20 bini çocuk olmak üzere on binlerce sivili öldürdü.
Bir yandan da Lübnan'ın ve Suriye'nin güneyindeki bölgelerinde defakto tampon bölgeler oluşturdu.
Haziran 2025'teki 12 gün savaşından beri de 7 Ekim'in planlayıcısı olarak gördüğü İran'a yükleniyor.
Malum, Siyonizm asalaklıktır, kanını emeceği bir organizma olmadan var olamaz. Eskiden hedefleri için İngiltere'ye yapışırdı, son operasyonunda da taşeron olarak, FETÖ gibi kılcal damarlarına kadar girdiği Amerikan devlet aygıtının gücünü kullanıyor.
ABD'nin Epstein şantajıyla boynuna tasma taktığı Başkanına da istediğini yaptırıyor.
Konusu açılmışken, Trump'ın her gün bir öncekini tekzip eden açıklamalarının, yalpalamasının sebebi de iteklendiği bu savaşı kendi inisiyatifindeymiş gibi göstermeye çalışması.
Evet, 3 yıl sonunda bilançoya bakınca Siyonist çete başarılı gibi görünebilir. Gazze'yi etkisizleştirmiş, Litani nehrinin kuzeyine sürdüğü Lübnan'daki Hizbullah'ı geriletmiş, Golan tepelerindeki işgalini perçinlemiş, İran'ın alt yapısına ve ekonomisine darbe indirmiş olabilir.
Ne var ki kısa vadedeki bu sonuçlar, İsrail için orta ve uzun vadede ortaya çıkacak faturanın yanında solda sıfır kalacak.
Sanki Holoskost için başlatılmış gibi pazarladıkları İkinci Dünya Savaşı'ndan beri sahip oldukları sanal meşruiyetin ellerinden kayıp gitmesinden bahsetmiyorum. Ya da kevgire dönen "demir

4