Dünkü yazıyı, "ABD ve Çin ittifakı en çok hangi devleti rahatsız eder" sorusuyla bitirmiştik.
Cevap için İngiliz basınına bakmak yeterli.
Sahibinin sesi BBC "sözde çok başarılı zirve" imalarıyla adeta "acımadı ki" diyor.
Peki nedir İngilizlerin derdi
İngiltere, tarihsel olarak küresel ticaretin ve finansın "dengeleyici aracısı" rolünü oynadı. İngiltere'nin alıştığı denklemde büyük güçler doğrudan anlaşmaz. Arada mesafe olur, o mesafe de Londra'ya alan açar. Finans oradan akar, diplomasi orada şekillenir, krizler orada yönetilir. O mesafe kapanırsa aracıya daha az ihtiyaç kalır.
Yıllardır ABD ile diğer güçler arasındaki akışları kanalize ederek küresel finans mimarisindeki ağırlığını koruyan Londra, ABD ile Çin arasında doğrudan ve derin bir uzlaşma ihtimalinden irkilmekte haklı.
ABD ile Çin'in gerçekten yakınlaştığı bir senaryoda konuşulacak şey sadece gümrük tarifeleri olmaz. Teknoloji standartları, enerji hatları, hatta para sistemleri bile yeniden yazılır. İngiltere'nin etkili olduğu ağların dışına kayan yeni hatlar oluşabilir.
Ve bu yazım sürecinde Londra masanın ortasında değil, kenarında kalma riskiyle karşı karşıya.
Ayrıca, İngiltere'nin klasik dış politika refleksi, kıta Avrupası'nda ve küresel ölçekte hiçbir gücün aşırı baskın hâle gelmemesini sağlamaktır.
ABD ile Çin arasında bir "büyük uzlaşı" ihtimali, iki kutuplu ama daha istikrarlı bir sistem yaratabilir.
İngiltere, Anglosakson güç dengesinin yeniden konumlanma mücadelesinde Rusya'yla ilişkilerini yeniden gözden geçirmek zorunda.

2