Hiç yorulmuyorlar da

Türk Milli Kadın voleybol takımı 3 yıl aradan sonra yine Avrupa şampiyonu oldu.
İyi hoş, tebrik ederiz de günlerdir neye kızılıyor anlamıyorum.
O çatılmış kaşlarla sallanan parmaklar kime
Ekranlarda, gazete köşelerinde sosyal medyada sanki kadın voleybol takımını engellemek isteyen birileri varmış gibi veryansın ediliyor.
Oysa tabloya bakıyorsun tüm ülke adeta seferber olmuş halde.
Cumhurbaşkanı takıma yabancı oyuncu kazandırmak için bizzat devrede. Melisa Vargas'ın Türk vatandaşlığı için inisiyatif kullanıyor. Takımı her başarısının ardından Külliye'de ağırlıyor.
Spor bakanı tribün lideri kadar heyecanlı, maçlarda en önde seyircileri coşturuyor, sporcuların bir dediğini iki etmiyor. Ödüller, pirimler havada uçuşuyor.
Basın tek ses. Tüm gazetelerin sürmanşeti 'Filenin Sultanları'na ayrılmış durumda.
Erkek voleybolcu olsan "bizim başımız kel mi" dersin, o derece.
O zaman nedir bu haller, yıllardır her başarıdan sonra ortalığı saran sitemler
Türkiye'yi İran'la, Suudi Arabistan'la kıyaslamalar...
Ana haber bültenlerinde çakmak çakmak gözlerle kameraya karşı ayar vermeler...
Ne oluyor arkadaş
Geçenlerde İsa Tatlıcan Takvim gazetesinde kadın voleybol ligimizin tarihiyle ilgili ilgi çekici bir makale yazdı.
Aşağıdaki bilgiler İsa'nın yazısından:
Türkiye'de ilk kadın voleybol takımı 1927'de Fenerbahçe tarafından kuruluyor. Ama karşılarında oynayacak bir takım yok. Kendi kendilerine maç yapıyorlar. Bu durum çok sürdürülemiyor ve takım dağılıyor.
Tek parti iktidarı döneminde kimse kadın voleybolu ile ilgilenmiyor. Dahası, ilgilenecek bir bakanlık da yok. Tüm sportif faaliyetler 'Türk Spor Kurumu' tarafından yönetiliyor.
1955 yılında Menderes döneminde Türkiye'de Kadın Voleybol Ligi kuruluyor.
Aynı yıl Türk Kadın Voleybol Milli Takımı kuruluyor. Kadın voleybolcularımız 4 yıl sonra Almanya'ya karşı ilk galibiyetini alıyor.