Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 5 yılda 5 milyon, 10 yılda 10 milyon kamikaze sistemi üretip envantere almayı hedeflediğini açıkladı.
Yerlilik oranı yüzde 83'e ulaşmış bir savunma sanayiiyle yapılan bu açıklama, geleceğin savaşlarına dair ciddi ipuçları veriyor.
Artık mesele "Ne kadar tankımız, ne kadar uçağımız var" sorusundan, "Ne kadar hızlı, ne kadar yoğun ve ne kadar yenilenebilir şekilde insansız sistem üretebiliyoruz" sorusuna kayıyor.
Rusya-Ukrayna cephesi bu kaymayı en çıplak hâliyle gösteriyor. Tanklar, toplar ve zırhlı araçlar hâlâ sahada, ama savaşın tempo ve maliyetini büyük ölçüde ucuz, seri üretilebilen kamikaze ve FPV dronlar belirliyor. Kayıpların önemli bölümü bu sistemlerden kaynaklanıyor.
Köpeği canından pireler bezdirirmiş... Konvansiyonel ordular büyük silahlarla değil, sayısız, ucuz ve ısrarcı "pirelerle" yoruluyor, yavaşlıyor, hareket edemez hâle geliyor.
Aynı asimetri başka cephelerde de işliyor.
Husiler, uzun süre boyunca dron ve füzelerle Suudi Arabistan'ın petrol tesislerini, altyapısını ve askeri hedeflerini vurdu. Pahalı hava savunma sistemleri, ucuz ve sürekli gelen tehditleri tamamen engelleyemedi.
İran ile ABD ve İsrail arasındaki gerilimde de benzer bir tablo görülüyor. İran'ın ve vekillerinin kullandığı dron ve füzeler, yüksek maliyetli savunma sistemlerini zorluyor; İsrail ve ABD ise hem savunma hem de karşı saldırı yeteneklerini buna göre geliştirmek zorunda kalıyor.
"Güvenli bölge" kavramı eskisi kadar güvenli değil. Bu durum, ülkeler arasındaki ordu kapasitesi uçurumunu da değiştiriyor. Eski uçurum, pahalı ve az sayıda platforma dayanıyordu. Ucuz ve ölçeklenebilir insansız sistemler bu eşiği düşürdü; orta ölçekli ülkeler ve hatta devlet dışı aktörler için asimetrik fırsat doğdu.

8