Hafta sonu Marmara çevresinde şiddetli yağmur beklediğini açıklayan meteoroloji tutturdu.
Sabah saatlerinde İstanbul'da bastıran sağanak, bunaltıcı yaz sıcaklarının tam ortasında şehre ilaç gibi geldi diye devam etmek isterdim. Ne yazık ki kısa süren bu sürpriz bile şehri felç etmeye yetti.
Beşiktaş'ta yollar, altgeçitler göle döndü. Patates tarlasını andıran caddelerdeki çukurlar suyla doldu. Araçlarında mahsur kalan insanları, sele kapılmaktan vatandaşlar kurtardı. Motosiklet sürücüleri ölümden döndü.
Harem sahil yolunun denizle birleştiği Üsküdar'da, sahaflardaki kitaplar çöpe döndü. Lağım dolan AVM'lerin kapalı otoparklarında insanlar perişan oldu.
Kâğıthane'de pek çok ev ve işyerini su bastı. Vs. vs.
Yüzünü gören cennetlik Belediye Başkan Vekilimiz, 5 bin 726 personel ve 2 bin 35 araçla gelen ihbarlara müdahale ettiklerini açıkladı.
Tamı tamına 5 bin 726 kişi! Sokakta belediye görevlisine rastlamayalı çok oldu ama maşallah bir ordu besliyormuş.
Keşke meteoroloji uyarı yapar yapmaz, belediyemizin o 5 bin 726 personeli, o 2 bin 35 araca atlayıp İstanbul'un kritik noktalarına gitseydi. Rögarları, mazgalları kontrol edip tedbir alsaydı. Vatandaşı, esnafı uyarsaydı. Yağmadan gürleseydi. Kim ne diyebilirdi sonrasında
"İlk defa mı sel oluyor" diyenleri saymazsak gerçi şimdi de bir şey diyen yok ya. Yaşadığımız kent, geçtiğimiz yollar, dolaştığımız sokaklar, parklar temiz mi, güvenli mi, pek umurumuzda değil. Tuttuğumuz takım aklımızı başımızdan almış. Belediyenin iş yapmamasına bahane üretmek "muhaliflik" olmuş.

6