CHP'nin içindeki kavga artık sadece bir kurultay tartışması değil; partinin geleceğini belirleyecek bir yol ayrımı.
Özgür Özel ve İmamoğlu kliği, Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla geri dönmesi karşısında iki seçenekle karşı karşıya:
İçeride kalıp mücadele etmek mi yoksa yeni bir partiyle temiz bir sayfa açmak mı
CHP logosu altında kalmak, ilk bakışta daha güvenli görünüyor. Belediyelerin mali ve siyasi gücü hâlâ Özel cephesinin elinde. Kılıçdaroğlu'nu "eski dönemin temsilcisi" olarak konumlandırıp yolsuzluk iddialarını sorun etmeyen taban nezdinde mağduriyet anlatısını güçlendirmek de mümkün.
Sabredip kurultayı beklemek ya da erken seçim ihtimalini kollamak, delege üzerindeki güçlerini yeniden konsolide etmelerini sağlayabilir. Böylece muhalefet oylarını bölmeden iktidara karşı ortak cephe imajını da koruyabilirler.
Ancak bu mücadelenin yıpratıcı olacağı açık. Eski kadrolarla yaşanacak gerilim, disiplin soruşturmaları ve derinleşen iç çekişmeler, enerjiyi hızla tüketebilir. Nitekim şimdiden başlayan bel altı vuruşlar, bu sürecin sert geçeceğine işaret ediyor.
Özgür Özel'in sık sık verdiği "Toparlanın, hiçbir yere gitmiyoruz" mesajlarına rağmen, attığı adımlar ve kullandığı dil farklı istikametlere işaret ediyor.
Grup başkanı seçilmesi, yargının verdiği mutlak butlan kararı sonrası oluşan tabloyu fiilen kabul ettiğini düşündürüyordu. Ancak son açıklamaları, bu gerilimin uzun süre taşınamayacağını gösteriyor.
Özel'in "Mücadele bir mevzi mücadelesi değil, bir cephe mücadelesi" sözleri, Kılıçdaroğlu grubunu bir hizipten öte, açık bir düşman olarak konumlandırdığını ortaya koyuyor.
Öte yandan, Kılıçdaroğlu'nun soğukkanlı bir şekilde attığı adımlar ve Özel'in pozisyonunu tanımayan tutumu, bugün yapılacak açıklamanın restleşmeyi bir üst seviyeye taşıyacağını gösteriyor.

8