Saat üçü biraz geçmişti. Silivri'nin 18 mil güneyinde ALSU ile Tuğberk İmamoğlu çarpıştı. Tuğberk on bir dakikada battı. On kişi hâlâ yok.
ALSU'nun birinci kaptanı kamaradaydı. Yaslama sesini duydu, "çarpıştık" bağırışını işitti. Köprü üstüne çıktığında karşı gemi üç yüz metre ötedeydi. Işıklarını iki-üç dakika gördü. Sonra söndü. Bir-iki dakikada radardan da silindi.
Kaptan ifadesinde "Asıl onlar bize çarptı" diyor.
Karşı gemi iskeleye al demiş, ALSU almış; Tuğberk sancağa kırmış. Gözcü yoktu. Gözcü bulundurmanın kaptanın inisiyatifinde olduğunu söylüyor.
Dümen başında ise üçüncü kaptan vardı. Yedi aylık, gemiye bir gün önce katılmış, o vardiya bu gemideki ilkiydi. Köprü üstünde yalnızdı. Telsizden iki kez "iskeleye al" geldi. Beş, sonra dokuz derece çevirdi. Mesafe beş yüze düşünce Tuğberk üzerlerine döndü.
"Üstüme doğru geliyorsun, gelme" dedi. AIS'te karşı gemi yoktu. Çarpışmadan sonra yine aradılar, ses gelmedi. ALSU mürettebatı, Tuğberk'te iki-üç kişinin güvertede göründüğünü de söyledi. Bunların alındığına dair bir emare yok.
Burada karışan bir cümle var. Bakanın "ALSU kaptanı dönüş yaparak 03.15'te çarpıştığını bildirdi" sözü, geminin olay yerine döndüğü anlamına gelmiyor. EPIRB sonrası merkeze telsizden verilen cevap.
Resmi saat başka. Çarpışma 03.13– 03.15, Kaptan köprüüstüne 03.20 sıralarında çıkıyor, Tuğberk'in EPIRB'i 03.26'da patlıyor, ALSU VTS'ye 03.41'de haber veriyor.
Çarpışmadan resmi bildirime yaklaşık yirmi altı dakika...
Merkez olayı asıl otomatik sinyalden öğreniyor.
O yirmi altı dakikada kamuoyuna yansıyan kayıtlarda filika indiğine, bot denize indiğine, yüzeyde canlı var mı diye bakıldığına dair net bir iz yok.
Denizde yardım tam da burada başlar. Rodos'tan Consolato del Mare'ye, oradan BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 98. maddesine ve SOLAS V/33'e kadar kural aynıdır: kendi gemisini ciddi tehlikeye atmamak kaydıyla durulur, bakılır, seslenilir, mümkünse yaklaşılır.

13