İran rejimi, içerideki baskıyı ve ülkenin kaynaklarının kanalize edildiği Şii yayılmacılığını, "büyük şeytanla" mücadele söylemi üzerinden gerekçelendiriyor.
Ne var ki Tahran'ın bu resmi perspektifinin şimdiye kadar Müslüman coğrafyada İsrail'in ve ABD'nin istediği şekilde bölünmeye, kaosa, teröre neden olduğu açık. Mollaların ABD'nin Irak'ı işgali sırasında sergilediği işbirliği gibi yakın tarihteki büyük soru işaretlerine hiç girmiyorum.
Bugün de durum farklı değil.
Baksanıza, 20. gününü dolduran savaş boyunca İran, Trump'ı peşinden sürüklediğini bizzat ABD devlet aygıtının üst düzey yetkilileri tarafından itiraf edilen İsrail'den çok komşularına yüklendi.
Türkiye'deki kimi analistler, "Ne yapsınlar, ölüm kalım savaşı veriyorlar" diyor. Vurulan Körfez ülkelerini, "Onlar da topraklarında ABD'ye üs vermeselerdi" diyerek eleştiriyorlar.
Eyvallah da Tahran'ın bu taktiği son tahlilde İsrail'in stratejisine yaramıyor mu
Baksanıza Netanyahu da bu karambolden faydalanıp soykırımını gündemden düşürdü, Gazze'deki kazanımlarını cebe indirdi ve Lübnan'daki işgalini genişletti bile.
Dahası, İran'a karşı olası bir koalisyonda yer almayacağı anlaşılan NATO'nun ve AB'nin yerine bölge ülkelerinin ikame edilmesi projesi kıvama getiriliyor.
İran'ın, Arap ve Müslüman ülkelerin dışişleri bakanlarının bir araya geldiği saatlerde Riyad'ı vurması da şüphesiz bu süreci hızlandıracak bir gelişme.

4