Yunanistan, Fransa ve İtalya ile birlikte İsrail'den GKRY'ye uzatılması planlanan denizaltı kablo projesi kapsamında askeri tatbikata hazırlanırken Libya'dan güzel haber geldi.
Libya Temsilciler Meclisi dün, Türkiye ile Deniz Yetki Alanları Anlaşması'nı oybirliğiyle onayladı.
Aynı saatlerde Mekke Ortak Savunma Anlaşması da Meclis'e sunuldu.
İlk gelişmeden başlayalım.
Türkiye-Libya deniz yetki alanları anlaşması; yalnızca GKRY ve Yunanistan ikilisinin değil, İsrail'in, Fransa'nın ve İtalya'nın Doğu Akdeniz'e çökme hedefine karşı güçlü bir cevap.
Ankara'nın Doğu Akdeniz'deki egemenlik hakları ve enerji kaynakları üzerindeki tasarrufunu güçlendiren bu anlaşma, uzun bir mücadelenin sonucu.
Rakiplerimizin karşı duruşunu kastetmiyorum; meselenin bu boyutu zaten beklenen tepki. Ancak Türkiye, Rusya dâhil sahadaki pek çok aktörü karşısına almayı göze aldığında içeride de muhalefetin direnciyle karşılaştı.
2019'da imzalanan anlaşma, Trablus'taki Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne askeri yardım etmek ve Hafter güçlerine karşı denge sağlamak amacıyla Meclis'e sunulan Libya tezkeresiyle desteklendi.
Temelleri o günlerde atılan Altılı Masa ittifakı ise "Libya çöllerinde Mehmetçiğin ne işi var" edebiyatıyla tezkereye hayır oyu verdi.
Atatürk'ün sol gözünden yaralandığı Trablus cephesindeki fotoğraflarını kendilerine profil resmi yapan güya Kemalist kalemler de "Osmanlı hayalleri" diye ajitasyona başladılar.
Bereket versin durduramadılar.
Zira o gün galip gelselerdi, bugün Doğu Akdeniz'de kemik seslerinin yükseldiği mücadelede Türkiye elindeki en güçlü kozdan mahrum kalacaktı.
Ama geçmişte kalan bir şey yok.
Türkiye'nin çıkarlarını korumak üzere harekete geçtiği coğrafyalarda, her seferinde rakibimiz olan devletlerin işine yarayacak bir söylem tutturanlar yine aynı ezgiyi mırıldanıyor.
Bugünlerdeki nakaratlarının öznesi Mekke İttifakı.
Slogan atmak dışında söyleyecek bir şeyleri yok; itirazlarının altını dolduramadıkları için de

1