Ne zaman ülkelere ve halklara küresel çapta çekilen operasyonlardan bahsetsek, önünü görmekten aciz tipler "Yine dıj güçler" diye kıkırdıyorlar.
Hatırlayın, pandemide de ne olduğu belirsiz sıvıların insanlara dayatılmayacağını, yasakların bir prova olduğunu söylediğimizde "Komplo teorisi bunlar" diye itiraz etmişlerdi.
Gerçekler ortaya çıktıkça, reklamını yaptıkları o sıvılar hakkında şimdi utanmadan şüphelerini dile getiriyorlar.
Her seferinde duvara toslayıp tornistan yapmalarına rağmen özgüvenlerinden bir şey kaybetmemelerinin sebebi yalnızca sığlıkları değil; insanların balık hafızalı olmasına da güveniyorlar.
Oysa dış güç dediğin mistik bir canavar değil, küresel finans kapitalin ta kendisi. Daha anlaşılır söyleyecek olursak, paranın babaları.
Geçtiğimiz gün Oxfam'ın Ocak 2026'da Davos öncesi yayımladığı rapora atfen birtakım verileri sizlere aktarmıştım. Biraz daha açalım.
Forbes verilerine göre dünyanın en zengin 12 kişisinin serveti yaklaşık 2,635 trilyon dolar. En yoksul yüzde 50'nin, yani 4 milyardan fazla insanın toplam serveti ise yaklaşık 2,567 trilyon dolar. 12 kişinin varlığı, insanlığın en yoksul yarısının net servetini aşıyor.
Bu servet sahipleri için para, emeğini satarak geçinenlerden farklı anlamlar içeriyor.
İnsanların ezici çoğunluğunun yaşamını idame ettirmek için paraya ihtiyacı var; para babalarının ise daha fazla güç için.
Artık değer sınırlı; düzen ve istikrar da yeterince kârlı değil. Bu yüzden finans kapitalin balonu şişirmek için manipülasyona, savaşa ve krize ihtiyacı var.
İkinci Dünya Savaşı sonrası tesis edilen müesses nizam da artık sürdürülebilir değil.
Baksanıza, gözlerimizin önünde dünya ticaretinin ve tedarik zincirinin can damarı olan boğazları sıkıyorlar.
Petrolün, buğdayın, gübrenin ve diğer hayati emtiaların fiyatını zıplatıyorlar.

2